yanı sıra

listen to the pronunciation of yanı sıra
Türkisch - Englisch
as well as

He teaches mathematics as well as English. - İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.

He likes sports as well as music. - Müziğin yanı sıra o sporları da sever.

1. right along with, right alongside, together with, with: Yanı sıra avukatını getirdi. He brought his lawyer along with him. Viski yanı sıra bira içiyor. He's drinking beer together with whiskey. 2. besides, in addition to, along with: Büyük bir yazar olmanın yanı sıra ünlü bir müzisyendir. Besides being a great writer he's also a famous musician. 3. right alongside, right beside: Yanım sıra onlar oturuyorlardı. They were sitting right beside me
(Konuşma Dili) not to mention

Jane can play the violin, not to mention the guitar. - Jane gitarın yanı sıra keman çalabilir.

He speaks German, not to mention English. - İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşur.

besides

He speaks two languages besides English. - İngilizcenin yanı sıra iki dil bilmekte.

Besides being a great statesman, Sir Winston Churchill was a great writer. - Sir Winston Churchill, büyük bir devlet adamı olmanın yanı sıra, büyük bir yazardı.

alongside
in addition

In addition to English, he can speak French. - İngilizcenin yanı sıra Fransızca konuşabilir.

In addition to being a famous physicist, he is a great novelist. - Ünlü bir fizikçi olmanın yanı sıra, o büyük bir romancıdır.

(Latin) inter alia
alongside with
along

Along with Tokyo, Osaka is a center of commerce. - Tokyo'nun yanı sıra Osaka bir ticaret merkezidir.

yanısıra
as well as
yanısıra
along
bunun yanı sıra
besides
yanısıra
alongside
yanısıra
also

Besides English, she also speaks German. - İngilizcenin yanısıra Almanca da konuşur.

yanısıra
(conj.) as well as
yanısıra
(prep.) alongside, next
yanısıra
(adv.) on the side, along, alongside
yanısıra
alongside of
yanısıra
on the side
yanısıra
next
Türkisch - Türkisch
Yanında
Birlikte, beraberinde
yanı sıra
Favoriten