tohum

listen to the pronunciation of tohum
Türkisch - Englisch
seed

Tom planted some flower seeds in his garden. - Tom bahçesinde bazı çiçek tohumları ekti.

Johnny kept planting apple seeds for 46 years. - Johnny 46 yıl boyunca elma tohumlarını ekmeye devam etti.

semen
lineage
(Gıda) pit
bean
(Tıp) semens
(Gıda) feed

Feed chickens with seeds. - Tavukları tohumla besle.

seminal
stock, family
biol. fertilized egg
(a) seed
germ

Charlemagne is said to have sown the seeds of both Germany and France. - Charlemagne'ın hem Almanya hem de Fransa'nın tohumlarını attığı söylenir.

ovum
(baklagiller) legume
germinal
seed; lineage, family; semen, sperm
spermo
ova
grain

Farmers sow grain seeds in spring. - Çiftçiler, tahıl tohumlarını ilkbaharda ekerler.

spermato
sporo
tohum ekmek
sow
tohum (ile ilgili)
germinal
tohum baklagiller
legume
tohum ekme
insemination
tohum ekmek
(Biyoloji) inseminate
tohum ekmek
seminating
tohum ekmek
sowing of seed
tohum ekmek
seminate
tohum kabuğu
(Botanik, Bitkibilim) testa
tohum yatağı
(Tarım) seed bed
tohum zarfı
(Botanik, Bitkibilim,Tarım) boll
tohum zarfı
capsule
tohum vermek
seed
tohum bağlamak
(for a plant) to develop seed, go to seed
tohum desteği
(Hukuk) seed support
tohum dikme
seed plant
tohum ekilmiş
seminated
tohum ekme
seeding, dibbling
tohum ekme aleti
seeder
tohum ekme aleti
seed drill
tohum ekme makinesi
seeding machine
tohum ekme makinesi
drill
tohum ekmek
seed
tohum ekmek
to seed
tohum ekmek
to sow seed, seed, plant
tohum ekmek
disseminate
tohum ekmek
drill
tohum evresi
(Pisikoloji, Ruhbilim) germinal stage
tohum göbeği
(Botanik, Bitkibilim) omphalode
tohum göbeği
hilum
tohum halinde olarak
germinally
tohum ilaçlama
seed dressing
tohum ile beslenen
(Hayvan Bilim, Zooloji) seed-eating
tohum ile beslenen
(Hayvan Bilim, Zooloji) granivorous
tohum içeren meyve
seedcase
tohum kabuğu
boll
tohum kabuğu açılmak
dehisce
tohum kapsülü
fruit
tohum keseciği
(Biyoloji) germinative vesicle
tohum küfü
(Tarım) curvularia spp
tohum makinesi
planter
tohum mibzeri
seed drill
tohum nüvesi
nucellus
tohum saçma makinesi
broadcaster
tohum taşıyan araç
seedcase
tohum teorisi
germ theory
tohum vermek
to produce seed
tohum vermek
to seed
tohum yatağı
seedbed, drill
tohum yatağı
drill
tohum yiyen
(Hayvan Bilim, Zooloji) granivorous
tohum yiyen
seed-eating
tohum zarfı
boll, pod
tohum zarfı
calix
tohum zarfı
tunic
tohum zarfı
pod
tohum zarı
pericarp
tohum zarı
aril
tohum zarı
tegument
tohum özü
(Hayvan Bilim, Zooloji) nusellus
(tohum) ekmek
inseminate
ekmek (tohum)
plant
ekmek tohum
broadcast
tohumlar
seeds

Tom planted some flower seeds in his garden. - Tom bahçesinde bazı çiçek tohumları ekti.

The new laws sowed the seeds of revolution. - Yeni yasalar devrimin tohumlarını ekti.

ekilecek tohum
be added to seed
tohum ekmek
sow the seed
tohum ekmek
plant the seeds
tohumlar
the seeds
(fide/tohum) karığa dikme
(Tarım) furrow planting
boş tohum
empty seed
dikenli tohum kabuğu
bur
dikenli tohum kabuğu
burr
dolu tohum
(Tarım) filled seed
ekme (tohum vb)
sowing
ekmek (tohum vb)
sow
eksenel tohum
(Botanik, Bitkibilim) grain axis
elit tohum
pedigree seed
fide kazığı ile tohum ekmek
dibble
fide tohum
seedling seed
kaplama tohum
coated seed
makine ile tohum ekmek
drill
sağır tohum
empty seed
tane veya tohum şeklinde
graniform
ufacık tohum
microspore
çimlenme (tohum)
germination
çimlenmek (tohum)
germinate
Türkisch - Türkisch
Soy sop, döl, nesil, sülale
Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey: "Ruhuna ve hafızasına serpilen bu tohumlar onda zamanla çiçeklerini açar ve meyvelerini verir."- A. Ş. Hisar
Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane
Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey
Spermatozoit
ekecek
bider
tohum zarı
Tohumu dıştan sararak onu koruma altına alan zar
buğdaysı tohum
Buğdaysı meyve
tohum
Favoriten