Bay Miyake Kurashiki'de kaldığım sırada bana bir sürü yer gösterdi.
- Mr Miyake showed me lots of places during my stay in Kurashiki.
Bir sürü ünlü kişi buraya gelir.
- Lots of famous people come here.
Tom çok fazla değişmedi.
- Tom hasn't changed very much.
Tom konserden çok fazla hoşlanmadı.
- Tom didn't enjoy the concert very much.
Bu yolda bir hayli trafik var.
- There is a great deal of traffic on this road.
O bir hayli sabır gösterdi.
- He displayed a great deal of patience.
Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.
- Lots of people are interested in cars, but they're really nothing to me.
Yurtdışı deneyimleriyle ilgili birçok kitap yazdı.
- He has written lots of books about his experience abroad.
Yapacak çok işim var.
- I have a great deal to do.
Onun konuşması onun çok şey bildiğine beni inandırdı.
- His talk led me to believe that he knows a great deal.
O, oldukça çok kazanır.
- He earns a great deal.
Bu benim için oldukça çok şey ifade ederdi.
- It would mean a great deal to me.
Biz piknikte çok eğlendik.
- We had lots of fun at the picnic.
Müzik dinlemek çok eğlenceli.
- Listening to music is lots of fun.