birçok

listen to the pronunciation of birçok
Türkisch - Englisch
a lot of

She saw a lot of animals on the road. - Yolda birçok hayvan gördü.

A lot of clients come to the lawyer for advice. - Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

many

In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life. - Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur.

There are many beautiful parks in London. - Londra'da birçok güzel park vardır.

deuced
manifold
multiple

This book is written in multiple languages. - Bu kitap birçok dilde yazılmıştır.

Tom has been shot multiple times. - Tom birçok kez vuruldu.

a great deal of

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

a lot

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

A lot of clients come to the lawyer for advice. - Birçok müşteri danışma için avukata gelirler.

several

In Germany today, anti-violence rallies took place in several cities, including one near Hamburg where three Turks were killed in an arson attack on Monday. - Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.

Several students were absent from school because of colds. - Birçok öğrenci soğuk algınlığından dolayı okula gelmedi.

quite a few

Quite a few people went to the concert. - Birçok insan konsere gitti.

There were quite a few rotten apples in the basket. - Sepette birçok çürük elmalar vardı.

a good deal of
lot

She saw a lot of animals on the road. - Yolda birçok hayvan gördü.

A lot of English words are derived from Latin. - Birçok İngilizce sözcük, Latince'den türemiştir.

(deyim) a hell of a lot
a good

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

a good deal
lots of

Tom is the kind of guy lots of people just don't like. - Tom birçok insanın hoşlanmadığı adam türüdür.

Lots of superstitions are still believed in. - Hâlâ birçok batıl inanca inanılıyor.

numerous

We have made numerous improvements to our house since we bought it. - Aldığımızdan beri evde birçok iyileştirmeler yaptık.

I've done that numerous of times. - Onu birçok kez yaptım.

a great deal

Television has a great deal of influence on society. - Televizyonun toplum üzerine birçok etkisi vardır.

On the one hand we suffered a heavy loss, but on the other hand we learned a great deal from the experience. - Bir taraftan ağır kayıplar verdik fakat diğer taraftan deneyimden birçok şey öğrendik.

a good many

A good many people were there. - Birçok kişi oradaydı.

There were a good many candidates for the position. - Pozisyon için birçok iyi adaylar vardı.

umpteen
a good few
many, a lot of: Birçok kişi geldi. A lot of people came
various

She was mimicking the various people in our office. - O ofisteki birçok insanı taklit ediyordu.

There are various ways of enduring the pain. - Acıya dayanmanın birçok çeşit yolu var.

a lot of, lots of; many, numerous; a lot of, lots of, a good deal (of), a great deal (of)
seventy
any number of
many a
not a few

Not a few people live to be over eighty. - Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.

many of
the many

Tom thought of the many ways he could kill Mary. - Tom Mary'yi öldürebilmenin birçok yolunu düşündü.

They had to build bridges over the many streams. - Birçok akarsu üzerinde köprü inşa etmek zorundaydılar.

many one
with a lot
lots

Lots of girls like Tom. - Birçok kız Tom'u sever.

Tom is the kind of guy lots of people just don't like. - Tom birçok insanın hoşlanmadığı adam türüdür.

many other
few

Quite a few Americans like sushi. - Birçok Amerikalılar suşi severler.

Quite a few people went to the concert. - Birçok insan konsere gitti.

birçok iş yapabilen
versatile
birçok bakımdan
in many respects
birçok dilde
polyglot
birçok hususta
in many respects
birçok işe uygun (alet)
versatile
birçok kez
several times

The telephone rang several times. - Telefon birçok kez çaldı.

The two sides clashed several times. - İki taraf birçok kez çatışmaya girdi.

birçok kişi
many people
birçok ortak noktası olmak
(deyim) have something in common
birçok parçadan oluşan
built-up
birçok parçalardan oluşan
composite
birçok yönden
in many ways
birçok defa
many times
birçok şey
many things

Tom is interested in many things. - Tom birçok şeyle ilgileniyor.

We talked about many things. - Birçok şeyden bahsettik.

birçok ana sözleşme
(İnşaat) multiple prime contracts
birçok anlamda
in various terms
birçok anlamda
in various aspects
birçok anlamda
in many aspect
birçok defa
so many times
birçok kere
time and again
birçok kez
numbers of times
birçok kez
plenty of times

Tom has done that plenty of times. - Tom onu birçok kez yaptı.

That's happened to me plenty of times. - Bu birçok kez başıma geldi.

birçok kez
many times

You can not appreciate the poem until you have read it many times. - Birçok kez okuyuncaya kadar şiiri kavrayamazsın.

I have traveled many times. - Ben birçok kez seyahat ettim.

birçok konuyu deşmek
(deyim) cover a lot of ground
birçok konuyu içeren anlaşma
package deal
birçok parçadan oluşan
built up
birçok sahada
in many fields
birçok sinirlerin iltihabı
(Tıp) polyneuritis
birçok yerde
passim
birçok şeyden nefret etme
(Pisikoloji, Ruhbilim) polyphobia
birçok şeye ilgi duyan adam
man of wide interests
bir çok
quite a few
bir çok
umpteen
birçok kere
many times

I've been to Italy many times. - Birçok kere İtalya'da bulundum.

His teacher sent him to the principal's office for being tardy too many times. - Birçok kereler derse geç geldiği için öğretmeni onu müdürün odasına gönderdi.

Bir çok
a far
bir çok
a lot of

You seem to know this book very well; you use a lot of quotations from it. - Bu kitabı iyi biliyor gibisin; Kitaptan bir çok alıntı yapıyorsun.

Recently there have been a lot of nasty incidents with fraud. - Son zamanlarda bir çok hileli iğrenç olaylar vardı.

bir çok
many to one
Türkisch - Türkisch
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit
Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit: "Bu satırları, birçok mektuba biraz cevap olsun diye yazıyorum."- H. E. Adıvar
kaç
(Osmanlı Dönemi) BECİR
(Osmanlı Dönemi) BESÎ
bir dolu
Birçok kez
kerrat
Birçok şey
ne
birçok
Favoriten