Bay Miyake Kurashiki'de kaldığım sırada bana bir sürü yer gösterdi.
- Mr Miyake showed me lots of places during my stay in Kurashiki.
Bir sürü ünlü kişi buraya gelir.
- Lots of famous people come here.
Tom konserden çok fazla hoşlanmadı.
- Tom didn't enjoy the concert very much.
Mike hayvanları çok fazla severdi.
- Mike liked animals very much.
Tom'a bir hayli hayranım.
- I admire Tom a great deal.
Sana söyleyecek bir hayli şeyim var.
- I have a great deal to tell you.
Hâlâ birçok batıl inanca inanılıyor.
- Lots of superstitions are still believed in.
Yurtdışı deneyimleriyle ilgili birçok kitap yazdı.
- He has written lots of books about his experience abroad.
Onun konuşması onun çok şey bildiğine beni inandırdı.
- His talk led me to believe that he knows a great deal.
Yapacak çok işim var.
- I have a great deal to do.
O, oldukça çok kazanır.
- He earns a great deal.
Tom oldukça çok seyahat eder.
- Tom travels a great deal.
Müzik dinlemek çok eğlenceli.
- Listening to music is lots of fun.
Venedik'te her zaman çok turist vardır.
- In Venice, there are always lots of tourists.