Dün ben Denizli'ye gittim ve kümesin yakınında bir horoz gördüm.
- Yesterday I went to Denizli and I saw a rooster near the coop.
Onlar orada garip bir hayvan gördü.
- They saw a strange animal there.
Tom dairesel bir testere ile parmağını kesti.
- Tom cut off his finger with a circular saw.
Çiftçiden bir testere ödünç aldı.
- She borrowed a saw from the farmer.
O dün bizi görmek için geldi.
- She came to see us yesterday.
Filmi görmek istiyorum.
- I'd love to see the movie.
Gerçek bir keşif yolculuğuna çıkmak yeni manzaralar bulmakla olmaz ancak onlara yeni gözlerle bakmakla olur.
- The real journey of discovery doesn't consist in exploring new landscapes but rather in seeing with new eyes.
Tom hangi filmi seyretmek istedi?
- What movie did Tom want to see?
Bu filmi seyretmek isteyeceğini sandım.
- I thought you'd want to see this movie.
Lütfen ayrıntılar için aşağıya bakınız.
- Please see below for details.
Daha fazla bilgi için www.example.com'a bakınız.
- See www.example.com for more information.
O, onu uğurlamak için istasyona gitti.
- He has been to the station to see her off.
Onu uğurlamak için az önce havalanındaydım.
- I have just been to the airport to see him off.
Daha fazla bilgi için, sayfa 16'ya bakın.
- For further information, see page 16.
Sayfa beşteki dipnota bakın.
- See the footnote on page 5.
Tom'un bütün gece nasıl ayakta kalabildiğini ve sonra işte nasıl uyanık kaldığını anlamıyorum.
- I don't see how Tom can stay up all night and then be so wide awake at work.
İşten sonra beni görmeyi kabul ettiğin için teşekkür ederim.
- Thank you for agreeing to see me after work.
O, öğretmenini yolcu etmek için istasyona gitti.
- She went to the station to see her teacher off.
Bazıları arkadaşlarını karşılamak için geldiler ve diğerleri onlarınkini yolcu etmek için.
- Some have come to meet their friends and others to see theirs off.
Bir zincir testerem yok ama testeresi olan birini tanyorum.
- I don't have a chain saw, but I know someone who does.
Sen gitmeden önce seni görmek istiyorum.
- I want to see you before you go.
Aşk onu rüyalarında görmektir.
- Love is seeing her in your dreams.
Benim doğru konuşup konuşmadığımı anlamak için gözleri yüzümü aradı.
- His eyes searched my face to see if I was talking straight.
Tom, bitişik odadaki ebeveynlerinin ne konuştuğunu duyup duyamayacağını anlamak için kulağını duvara dayadı.
- Tom pressed his ear against the wall to see if he could hear what his parents were discussing in the next room.
Annenle görüşmek istiyorum.
- I want to see your mother.
Doktorla görüşmek istiyorum.
- I'd like to see the doctor.
The fiddler sawed away at his instrument.
And for thy trew sawys, and I may lyve many wynters, there was never no knyght better rewardid .
Tom says he saw Mary.
- Tom says he saw Mary.
Tom and Mary say they didn't see anything.
- Tom and Mary say they saw nothing.
Monsignor Charles Kekumano, 78, was snoring loudly in his bed. Every so often, he would stop sawing wood—and break into the delightfully mischievous grin that made him so famous.
He's full of old saws, but he's not much for original advice.
I'll see your twenty dollars and raise you ten.
Yes, now I've seen it all!.
I've been seeing her for two months.
Tom and Mary don't seem to understand why they aren't supposed to do that.
- Tom and Mary don't seem to understand why they're not supposed to do that.
Tom and Mary don't seem to understand why they're not supposed to do that.
- Tom and Mary don't seem to understand why they aren't supposed to do that.
... We looked at we have today and we saw there's ...
... so much, because he's so gung-ho for his job, and I just saw how happy it made him, and ...