olağandışı

listen to the pronunciation of olağandışı
Türkisch - Englisch
{s} extraordinary

Call the police if you see any extraordinary situation. - Olağandışı bir şey görürsen polisi ara.

Tom is an extraordinary jumper. - Tom olağandışı bir atlamacıdır.

out of the way
unwonted
unusual, out of the ordinary; extraordinary; abnormal
out of the ordinary
unusual

Tom is pretty unusual. - Tom oldukça olağandışı.

I thought it was unusual that he was up so late at night. - Onun gece geç saatlere kadar yatmamasının olağandışı olduğunu düşündüm.

out of the common
preternatural
offbeat
singular
unusual, exceptional; abnormal, strange
abnormal
uncommon
peculiar
esoteric
particular
deviant
special
uncommonly
freak
olağandışı bitiş
abend, abnormal termination
olağandışı hislerle ilgili olan
extrasensory
olağandışı olarak
unusually

He was described as an unusually passionless person. - O, olağandışı olarak tutkun olmayan bir kişi olarak tanımlandı.

olağandışı olarak
uncommonly
olağandışı olarak
extraordinarily
olağandışı son
abnormal end , abnormal termination
acil ve olağandışı masraf
(Askeri) emergency and extraordinary expense
acil ve olağandışı masraf yetkilisi; kaçma ve kurtulma
(Askeri) emergency and extraordinary expense authority; evasion and escape
olağandışı
Favoriten