maximum

listen to the pronunciation of maximum
Englisch - Türkisch
maksimum

Dan 2 Ocak günü maksimum güvenlik fasilitesinde geldi. - Dan arrived at the maximum security facility on January 2.

Kategori 5 bir kasırga maksimum hasara neden olur. - A category 5 hurricane causes maximum damage.

{s} azami
en yüksek
en yüksek derece
(isim) maksimum
{i} maksimum, azami derece, en yüksek düzey
en büyük, en çok en büyük
(Tıp) Azami (miktar, had, değer v.s.), en büyük (magnus'un süperlatif şekli)
(Tıp) Bakınız: Acme
{ç} --s (mäk'sımımz)/max.i.ma (mäk'sımı)
en ziyade
maximum pressureazami basınç
{s} en fazla

Otobüs en fazla kırk kişi taşıyabilir. - The bus can carry a maximum of forty people.

En fazla 100 dolar harcayabilirsiniz. - You may spend a maximum of 100 dollars.

{s} maksimum, maksimal, azami
en çok
en üst
en büyük
maximum adjusting screw
maksimum ayar vidası
maximum and minimum thermometer
maksimum ve minimumlu termometre
maximum available gain
elde edilebilir en büyük kazanç
maximum axle weight
maksimum aks ağırlığı
maximum brake horsepower
maksimum fren beygirgücü
maximum current
maksimum akım
maximum engine speed
maksimum motor hızı
maximum flood
en büyük taşkın
maximum flood discharge
en büyük taşkın akışı
maximum hardness
maksimum sertlik
maximum horsepower
maksimum beygirgücü
maximum landing weight
maksimum iniş ağırlığı
maximum likelihood method
maksimum olabilirlik yöntemi
maximum load
maksimum yük
maximum load
azami yük
maximum minimum thermometer
maksimum minimumlu termometre
maximum output
maksimum randıman
maximum payload
maksimum taşıma kapasitesi
maximum permissible dose
izin verilen en yüksek doz
maximum permissible pressure
izin verilen en yüksek basınç
maximum permissible temperature rise
izin verilebilir en yüksek sıcaklık artışı
maximum power
maksimum güç
maximum power altitude
maksimum güç yüksekliği
maximum power output
maksimum güç çıkışı
maximum pressure
maksimum basınç
maximum price
tavan fiyatı
maximum rated output
nominal güç
maximum rated power
nominal güç
maximum size
en büyük boy
maximum speed
maksimum hız
maximum speed
azami hız
maximum speed governor
maksimum hız regülatörü
maximum takeoff power
maksimum kalkış gücü
maximum takeoff weight
maksimum kalkış ağırlığı
maximum temperature
maksimum sıcaklık
maximum thermometer
maksimumlu termometre
maximum usable frequency
maksimum kullanılır frekans
maximum velocity
azami hız
maximum velocity
maksimum hız
maximum voltage
maksimum gerilim
maximum wage
en yüksek vergin
maximum wage
azami vergin
maximum wage
maksimum ücret
maximum water level
en yüksek su seviyesi
maximum likelihood
(İstatistik) Maksimum olasılık
maximum security
Maksimum güvenlik
maximum sum mortgage
maksimum ipotek
maximum sustainable yield
(Çevre) En yüksek sürdürülebilir verim
maximum (aircraft) on ground; movement on ground (aircraft); multinational obser
(Askeri) karadaki azami hava aracı; karada intikal (hava aracı); çok uluslu gözlemci grubu
maximum aircraft arresting hook load
(Askeri) AZAMİ UÇAK DURDURMA KANCASI YÜKÜ: Bir durdurma sırasında, uçağın durdurma kancasına tatbik edilebilecek azami yük
maximum applicable toxic concentration
maksimum kullanılabilecek toksit konsantrasyonu (mktk)
maximum calling area precedence
(Askeri) azami çağrı alanı önceliği
maximum calling area; military civic action; mission concept approval; movement
(Askeri) azami çağrı alanı; askeri sivil işlemler; görev konsepti onayı; intikal kontrol dairesi
maximum change
En büyük fark
maximum clevation figure
(Askeri) azami yükseklik göstergesi
maximum credible accident
(Nükleer Bilimler) öngörülebilen (düşünülebilen) en büyük kaza, mümkün görülen en önemli kaza
maximum depression
(Askeri) AZAMİ ALÇALIŞ AÇISI: Bir topun, müessir atış yapabilmek şartıyla tevcih edilebileceği, ufkun altına düşen azami açı
maximum drift distance
(Askeri) en çok kayma mesafesi
maximum drift error
(Askeri) azami sapma (sürüklenme) hatası
maximum effective range
(Askeri) AZAMİ TESİRLİ MESAFE: Bir silahın sapma yapmadan istenilen sonuca erişebileceği beklenilen azami mesafe
maximum elevation
(Askeri) AZAMİ YÜKSELİŞ AÇISI: Bir topun tevcih edilebildiği en büyük yükseliş açısı. Bu açı, topun mekanik yapısı ile tahdit edilmiştir
maximum gradeability
(Askeri) AZAMİ TIRMANMA KABİLİYETİ: Bir aracın küçük vitesle çıkabileceği azami meyil. Bu, engel olarak, meyil yüzdesi ile, yani dikey yükseliş ile katedilen yatay mesafe arasındaki nispet halinde ifade edilir. Bazen de, meyil ile yatay satıh arasındaki açı olarak anlatılır
maximum inside diameter
(Otomotiv) maksimum iç çap
maximum items
(Bilgisayar) en fazla öğe
maximum iterations
En Çok İtersyon
maximum landing weight
(Askeri) AZAMİ İNİŞ AĞIRLIĞI: Model veya seyrüsefer hudutları bakımından, bir uçağa, inişte müsaade edilen azami kaba ağırlık
maximum lead
(Askeri) AZAMİ ÖNLEME: Bak. " variable lead method
maximum lenght
en fazla uzunluk
maximum level of supply
(Askeri) AZAMİ İKMAL SEVİYESİ: Herhangi bir zamanda elde bulundurulmasına yetki verilmiş olan azami ikmal maddesi miktarı, azami ikmal seviyesi, asgari ikmal seviyesi ile bütünleme müddeti ikmal seviyesinin (operating level of supply) tutarıdır. Ayrıca bakınız: "level of supply"
maximum level of supply
(Askeri) azami ikmal seviyesi
maximum likelihood estimation
en buyuk olabilirlik kestirimi
maximum likelihood receiver
en buyuk olabilirlik alicisi
maximum minimum thermometer
maksimum-minimumlu termometre
maximum number of secrets
Maksimum Giz Sayısı
maximum operating depth
(Askeri) AZAMİ HAREKET DERİNLİĞİ: Dalmış durumdaki bir denizaltının daha aşağıya inmemesi gereken derinlik. Bu derinlik denizaltının ulusal deniz makamları tarafından belirlenir. Ayrıca bakınız: "test depth"
maximum ordinate
(Askeri) TEPE YÜKSEKLİĞİ: Kara ve deniz topçu desteğinde: a. Mermi yolunun en yüksek noktası; b. Bir merminin atıldığı nokta ve zirve noktası arasındaki irtifa farkı (dik aralık)
maximum ordinate
(Askeri) tepe yüksekliği
maximum permissable body burden
(Nükleer Bilimler) müsaade edilen en yüksek vücut yükü
maximum permissible
(Nükleer Bilimler) maksimum müsaade edilen
maximum permissible concentration
izin verilebilir azami yoğunluk
maximum permissible concentration
(Askeri) Bak. "radioactivity concentration guide"
maximum permissible dosage
(Askeri) KABUL EDİLEBİLİR AZAMİ DOZAJ: Acil olmayan şartlar altında çalışan personel için tehlikesiz azami miktar olarak tespit edilen haftalık radyasyon miktarı. Ayrıca bakınız: "radiation dose (dosage) "
maximum permissible dose
(Askeri) KABUL EDİLEBİLİR AZAMİ DOZ: Bir komutan veya uygun yetkili makam tarafından, cereyan etmekte olan harekatla ilgili askeri düşüncelere uygun olarak, birlik mensuplarının belirli bir süre içinde alabilecekleri birikmiş radyasyon doz sınırı olarak belirtilen radyasyon dozu
maximum permissible dose
(Nükleer Bilimler) azami izin verilebilir doz
maximum porosity
maksimum porozite
maximum possible loss
(Sigorta) olası en yüksek zarar
maximum possible loss
(Sigorta) azami muhtemel zarar
maximum price
tavan fiyat
maximum range
(Askeri) AZAMİ MENZİL: Bir silahın mermisinin sapmadan gidebileceği (ateş edebileceği) azami menzil. Bak. " extreme range"
maximum rescue coverage intercept
(Askeri) azami kaçış örtme önlemesi
maximum security institution
(Askeri) YÜKSEK EMNİYETLİ CEZAEVİ: Genel olarak ağır suçluları hapsetmeye yarayan ve mahpusların kaçmaları imkanını asgari hadde indirecek şekilde inşa edilmiş olan disiplin cezaevi. Böyle bir tesisin etrafı duvarlarla çevrilidir; mahpuslar genellikle, hücrelere konur ve faaliyetlerin büyük kısmı duvarlar içinde cereyan eder. Ayrıca bakınız: "medium security institution"
maximum sustained speed
(Askeri) (TRANSPORT VEHICLES) AZAMİ DEVAMLI İDAME ETTİRİLECEK SÜRAT (TAŞIT ARAÇLARI): Bir aracın, ortalama yük haddi ile, birinci sınıf bir yol üzerinde, hasara maruz kalmaksızın, uzunca bir süre sürülebileceği en yüksek hız
maximum terrain elevation figure
(Askeri) AZAMİ BÖLGE İRTİFAI: Bir hava şeması üzerinde, belirli bir bölgede bulunan azami bölge irtifaı (arazi arızaları hariç)
maximum thermometer
(Askeri) MAKSİMUM DERECELİ TERMOMETRE: Sıcaklığı göstermekte kullanılan cıva veya diğer müşirlerin, ayar edildikten sonra düşmeyerek, çıktıkları azami sıcaklık derecesi üzerinde kaldıkları termometre
maximum transfer unit
(MTU) En Yüksek Aktarım Birimi
maximum void ratio
maksimum boşluk oranı
maximum width
(Bilgisayar) en fazla genişlik
maximum yield of a well
maksimum kuyu randımanı
absolute maximum
(Matematik) mutlak maksimum
drift maximum
(Tıp) maksimum akıntı
probable maximum loss
(Ticaret) olası zarar tavanı
local maximum
yerel maksimum
local maximum value
yerel en büyük değer
filled to maximum capacity
maksimum kapasite dolu
global maximum
global maksimum
interest rate maximum
faiz oranı en yüksek
barometric maximum
yüksek basınç
estimated maximum loss
(Sigorta) tahmini azami zarar
full width at half maximum
(Nükleer Bilimler) yarı yükseklikteki pik
full width at tenth maximum
(Nükleer Bilimler) 1/10 yükseklikteki pik genişliği
probable maximum water level
(Askeri) olası maximum su seviyesi
reasonable maximum exposure
(Çevre) makul azami doz
rise to maximum
maksimuma ulaşmak
table of maximum punishments
(Askeri) AZAMİ CEZA HADLERİ ÇİZELGESİ: Askeri ceza ve askeri ceza muhakemeleri usulü kanunları hükümlerini ihlal vakalarında verilecek en ağır cezaları gösterir liste. Bu çizelge, harp zamanında uygulanmayabilir
theoretical maximum density
maksimum teorik yoğunluk
used maximum
(Bilgisayar) en çok kullanım
vorticity maximum
(Meteoroloji) maksimum vortısıtı
what is maximum speed of this boat
botun azami hızı ne kadar
Englisch - Englisch
To the highest degree

Use the proper dose for the maximum effect.

The largest value of a batch or sample or the upper bound of a probability distribution
An upper bound of a set which is also an element of that set
The greatest value of a set or other mathematical structure, especially the global maximum or a local maximum of a function
The highest limit
{n} the greatest state or quality
(pl maxima) A feasible point at which the supremum is achieved (See Weierstrass' Theorem ) An e-maximum is within e of being a maximum: f(x) >= f* - e, where f* is the supremum and e > 0
The highest value in a group of values
the greatest or most complete or best possible; "maximal expansion"; "maximum pressure"
You use maximum to indicate how great an amount is. the maximum amount of information It was achieved with minimum fuss and maximum efficiency. a maximum security prison. minimum
The greatest value attained by a function, for example, temperature, pressure, or wind speed The opposite of minimum
a relatively strong holding for the previous calls made
The maximum number of degrees between the actual opening and closing set points
the point on a curve where the tangent changes from positive on the left to negative on the right
the largest number
the largest possible quantity
The largest data value in a set of observations
highest amount -- "Which city has an average annual maximum temperature of about 35°?" (269)
a neighborhood analysis technique that outputs the greatest value of the data file values in a user-specified window
{s} greatest, most, utmost, highest
the greatest possible degree; "he tried his utmost"
The greatest quantity or value attainable in a given case; or, the greatest value attained by a quantity which first increases and then begins to decrease; the highest point or degree; opposed to minimum
The greatest value of a set or other mathematical structure, esp. the global maximum or a local maximum of a function
emphasis If you say that someone does something to the maximum, you are emphasizing that they do it to the greatest degree possible. You have to develop your capabilities to the maximum. = to the full. the maximum amount, quantity, speed etc is the largest that is possible or allowed   minimum. the largest number or amount that is possible or is allowed maximum of. In mathematics, a point at which a function's value is greatest. If the value is greater than or equal to all other function values, it is an absolute maximum. If it is merely greater than any nearby point, it is a relative, or local, maximum. In calculus, the derivative equals zero or does not exist at a function's maximum point. Techniques for finding maximum and minimum points motivated the early development of calculus and have made it easier to solve problems such as finding the dimensions of a container that will hold the most for a given amount of material used to make it. See also minimum, optimization
The highest return level for a group of funds
The difference between expected paid claims and the aggregate deductible Granting that the expected claims will most likely be paid in any circumstance, the margin is the corridor of risk the employer is accepting in his self-funded program
If you say that something is a particular amount maximum, you mean that this is the greatest amount it should be or could possibly be, although a smaller amount is acceptable or very possible. We need an extra 6g a day maximum. minimum
In a sample of data, the largest observation
Greatest in quantity or highest in degree attainable or attained; as, a maximum consumption of fuel; maximum pressure; maximum heat
the point on a curve where the tangent changes from positive on the left to negative on the right the largest possible quantity
You use maximum to describe an amount which is the largest that is possible, allowed, or required. Under planning law the maximum height for a fence or hedge is 2 metres China headed the table with maximum points. minimum Maximum is also a noun. The law provides for a maximum of two years in prison minimum
The highest rate of base pay paid for jobs within a grade or pay band
The maximum of a set of numbers is the largest one The maximum of the set {3,2,8,1,9,4,2} is 9
{i} greatest quantity or amount possible; highest capacity, most possible; height, peak, limit
max
maximum break
The highest score possible in one visit to the table in a frame of snooker. Also called a 147, this being the maximum point score
maximum breaks
plural form of maximum break
maximum wage
A state-enforced limit on how much an individual can earn
maximum-security
Having a high level of security, designed to house the most dangerous of prisoners
maximum likelihood
(İstatistik) A statistical method for estimating population parameters (as the mean and variance) from sample data that selects as estimates those parameter values maximizing the probability of obtaining the observed data
maximum sustainable yield
(Çevre) [MASS NOUN] (especially in forestry and fisheries) the maximum level at which a natural resource can be routinely exploited without long-term depletion
maximum sustainable yield
(Çevre) The size of a natural population at which it produces a maximum rate of increase, typically at half the carrying capacity
maximum takeoff mass
(Havacılık) The Maximum Takeoff Weight or Maximum Takeoff Mass of an aircraft is the maximum weight at which the pilot of the aircraft is allowed to attempt to take off. The Maximum Takeoff Weight is the heaviest weight at which the aircraft has been shown to meet all the airworthiness requirements applicable to it. The airworthiness requirements include many related to strength of the structure, and performance. At its Maximum Takeoff Weight an aircraft complies with all the structural and performance requirements applicable to aircraft in its class
maximum takeoff weight
(Havacılık) The Maximum Takeoff Weight or Maximum Takeoff Mass of an aircraft is the maximum weight at which the pilot of the aircraft is allowed to attempt to take off. The Maximum Takeoff Weight is the heaviest weight at which the aircraft has been shown to meet all the airworthiness requirements applicable to it. The airworthiness requirements include many related to strength of the structure, and performance. At its Maximum Takeoff Weight an aircraft complies with all the structural and performance requirements applicable to aircraft in its class
Maximum Transmission Unit
largest size of a data packet or frame that can be sent in one complete unit over a packet-based computer network, MTU
maximum and minimum thermometer
thermometer that records the highest and lowest temperatures reached during a period of time
maximum capacity
(Ticaret) The most capacity that can be obtained from a given resource, as opposed to its planned or demonstrated capacity (as in a machine normally operated 10 hours a day with a maximum capacity of 24 hours/day). Sometimes used in what-if planning for stress or volume testing
maximum effective range
maximum distance that a weapon can reach precisely and with control
maximum efficiency
greatest possible efficiency
maximum effort
greatest possible effort
maximum likelihood estimate
statistical estimate made by examining what seems most probable
maximum on-order
(Ticaret) A specified limit for the total dollar sum of open orders for a given customer or vendor that is checked by the system at entry time, and may prevent acceptance of the order
maximum output
greatest possible yield
maximum power
highest possible capacity, greatest possible load
maximum price
highest price possible, highest possible rate
maximum productivity
state in which the maximum amount of work or goods are being produced in the minimum amount of time
maximum range
widest range, greatest possible distance
maximum security
tightest security, greatest possible protection
maximum security prison
extremely well guarded prison
maximum speed
greatest possible speed
maximum take off weight
highest weight level that is allowed in order for a plane to take off safely
maximum velocity
greatest possible velocity
local maximum
A maximum within a restricted domain, especially a point on a function whose value is greater than the values of all other points near it
interest rate maximum
highest possible interest rate
maxima
plural of maximum
maxima
The maxima are points where the value of afunction is greater than other surrounding points
maxima
The highest or maximum value
maxima
The time when a variable star reaches its maximum brightness
maximums
plural of maximum
minimum-maximum thermometer
thermometer that shows the lowest and highest recordings measured over a given period of time
Türkisch - Englisch
{k} max
maximum
Favoriten