mahrum

listen to the pronunciation of mahrum
Türkisch - Englisch
deprived

The accident deprived him of his sight. - Kaza onu görme yeteneğinden mahrum bıraktı.

A traffic accident deprived him of the use of his left hand. - Bir trafik kazası onu sol elini kullanmaktan mahrum etti.

destitute

The worst solitude is to be destitute of sincere friendship. - En kötü yalnızlık, samimi bir dosttan mahrum olmaktır.

devoid of
deprived, destitute (of sth), devoid (of sth)
unprovided
bankrupt in
shorn of
shorn
destitute of

The worst solitude is to be destitute of sincere friendship. - En kötü yalnızlık, samimi bir dosttan mahrum olmaktır.

de-
de
empty
mahrum etmek
deprive
mahrum olmak
to be deprived of
mahrum bırakma
deprived of
mahrum bırakmak
to shortchange
mahrum bırakmak
cut off
mahrum eden
privative
mahrum edilmiş
incapacitated
mahrum etme
deprivation
mahrum etmek
deny
mahrum etmek
abridge
mahrum etmek
debar from
mahrum etmek
divest smb. of
mahrum etmek
mulct
mahrum etmek
starve
mahrum etmek
shear
mahrum etmek
dispossess
mahrum etmek
con smb. out of
mahrum etmek
spoil
mahrum etmek
oust
mahrum etmek
detain
mahrum etmek
divest
mahrum etmek
debar
mahrum etmek
to deprive sb/sth of, to debar sb (from sth), to deprive of, to shear of
mahrum etmek
stint
mahrum etmek
lose
mahrum etmek/bırakmak
to deprive (someone, something) of
mahrum kalmak
to go without
mahrum kalmak
to be left without, be deprived of, be bereft of
mahkeme kararıyla mahrum etmek
forjudge
mahrum etmek
deprive of
mahrum etmek
strip
mahrum etmek
divest somebody of
mahrum kalmak
devoid of
mahrum kalmak
destitute of
mahrum olmak
deprived of
mahrum olmak
be deprived of
mahrum etmek
despoil
mahrum etmek
disable
mahrum olmak
go without
mahrum etmek
cut off

you are cut off from anyone who will help you.

mahrum kalmak
lack
en gerekli şeyden mahrum etmek
eviscerate
haklardan mahrum bırakılan kimse
alien
haklarından mahrum etme
disenfranchisement
haklarından mahrum etmek
disenfranchise
haklarından mahrum etmek
disfranchise
kendini zevkten mahrum etmek
deny oneself the plesure
mahrum etmek
exclude
mahrum olmak
lack
mahrum olmak
lose
mirastan mahrum etme
disinheritance
mirastan mahrum etmek
debar from inheriting
mirastan mahrum etmek
cut smb. off with a penny
mirastan mahrum etmek
cut smb. off with a shilling
mirastan mahrum etmek
to disinherit, to cut sb off
sosyal haklardan mahrum kişiler
deprived persons
taçtan mahrum etmek
uncrown
temel sosyal haklardan mahrum
underprivileged
vatandaşlık haklarından mahrum etmek
denaturalize
yasal haklardan mahrum etme
proscription
yasal haklardan mahrum etmek
outlaw
yasal haklardan mahrum etmek
proscribe
yasal haklardan mahrum kimse
outlaw
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Malı bereket bulmaz olan bedbaht. Felâhtan nasibsiz olan
(Osmanlı Dönemi) İffetinden dolayı zengin zannedildiğinden sadakadan mahrum olan
(Osmanlı Dönemi) Maddi veya manevi nimetlerden uzak kalmak
Yoksun

Tom kararlılıktan yoksun. - Tom istikrardan mahrum.

(Osmanlı Dönemi) maddi ve mânevi nimetlerden uzak kalma
Yoksun: "Esef olunur ki memleket, ilmî ehliyeti haiz, üstün insanlardan mahrumdu."- S. Ayverdi
(Osmanlı Dönemi) MÜBLİS
mahrum etmek
Yoksun bırakmak
mahrum olmak
Yoksun kalmak
Mahrum etmek
alıkoymak
bir şeyden mahrum olmak
Yoksun kalmak
mahrum
Favoriten