katlanma

listen to the pronunciation of katlanma
Türkisch - Englisch
bearing

Bearing can be unbearable. - Katlanma dayanılmaz olabilir.

endurance
stand

Tom tried to stand, but couldn't. - Tom katlanmaya çalıştı ama yapamadı.

I will not stand for this. - Buna katlanmayacağım.

being folded
being folded; endurance
plication
sufferance
folding
(Anatomi) duplicatus
flexure
katlanmak
put up with

The way I see it, if you want the rainbow, you gotta put up with the rain. - Anladığım kadarıyla gökkuşağı görmek istiyorsanız yağmura katlanmak zorundasınız.

How long will we have to put up with this? - Buna ne kadar süre katlanmak zorunda kalacağız?

katlanmak
endure

To be loved is to be consumed. To love is to give light with inexhaustible oil. To be loved is to stop existing, to love is to endure. - Sevilmek, tüketilmektir. Sevmek tükenmez yağ ile ışık vermektir. Sevilmek, varlığı durdurmak, sevmek katlanmaktır.

What can't be cured must be endured. - Çaresi yoksa katlanmak gerekir.

katlanmak
stand
katlanmak
bear

The only thing we could do was to bear with it. - Yapabileceğimiz tek şey ona katlanmaktı.

katlanmak
tolerate
katlanmak
abide
katlanmak
take
katlanmak
go through

Love is like the measles. We all have to go through it. - Aşk kızamık gibidir. Hepimiz ona katlanmak zorundayız.

katlanmak
grin and bear it
katlanmak
undergo
katlanmak
to fold, to bend; to put up with, to bear, to stand, to endure, to tolerate, to abide
katlanmak
{f} suffer
katlanmak
hang on
katlanmak
medicine
katlanmak
collapse
katlanmak
bend
katlanmak
dree
katlanmak
walk over
katlan
borne
katlanmak
fold
katlanmak
stand for
katlanmak
abide by
katlanmak
bear with

The only thing we could do was to bear with it. - Yapabileceğimiz tek şey ona katlanmaktı.

katlanmak
stomach
katlanmak
take it
katlanmak
cope up
katlanmak
accept
katlanmak
last out
katlanmak
do with
katlanmak
sweat out
katlanmak
{f} crease
katlanmak
stick out
katlanmak
lump it
katlanmak
take one's medicine
katlanmak
{f} face
katlanmak
putupwith
katlanmak
{f} stick
katlanmak
lump
katlanmak
double
katlanmak
stick it
katlanmak
sit down under
katlanmak
brook
katlanmak
digest
katlanmak
face up to
katlanmak
to bear, tolerate, endure
katlanmak
{f} sustain
katlanmak
stand the racket
Türkisch - Türkisch
Katlanmak işi
Katlanmak
ihtiyar etmek
katlanmak
Katlama işi yapılmak
katlanmak
Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek
katlanmak
Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek: "Böyle bir yolculuğa katlanabilecek hâlde değildir."- F. R. Atay
katlanma
Favoriten