katlamak

listen to the pronunciation of katlamak
Türkisch - Englisch
fold

It took me several hours to fold all the clothes. - Tüm giysileri katlamak birkaç saatimi aldı.

I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes. - Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.

tuck
collapse
pile up
turn
fold up
(Arılık) eke
folding

I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes. - Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.

crinkle
turn down
(Teknik,Tekstil) cuttle
crease
tuck up
pleat
enfold
crimp
(sandalye) fold down back
drape
double

Do you want to double your gold pieces? What do you mean? - Altın parçalarını ikiye katlamak istiyor musun? Ne demek istiyorsun?

We'll have to double our budget for next year. - Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.

bend
turn back
to fold, fold up
to fold, to pleat; to walk over sb
infold
fold down
shut
fold over
wrap
slaughter
punish
to fold
replicate
ikiye katlamak
double

We'll have to double our budget for next year. - Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.

Do you want to double your gold pieces? What do you mean? - Altın parçalarını ikiye katlamak istiyor musun? Ne demek istiyorsun?

katlama
{i} fold

Tom helped Mary fold the laundry. - Tom Mary'nin çamaşırları katlamasına yardım etti.

I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes. - Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.

katlama
convolution
katlama
bending
katlama
(Tekstil) packing
katlama
(Otomotiv) buckle
katla
{f} fold

Tom folded his clothes and put them in his suitcase. - Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep. - Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.

katla
{f} folding

Take this folding umbrella with you. It might come in handy. - Bu katlanan şemşiyeyi yanına al. Yararlı olabilir.

Tom was sitting in the living room folding laundry. - Tom çamaşırları katlarken oturma odasında oturuyordu.

katla
{f} enfolding
katla
cuttle
katla
{f} tuck
katla
fold up
katla
enfold
katla
{f} folded

Tom folded his clothes and put them in his suitcase. - Tom giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

Ken folded the blanket in half. - Ken battaniyeyi ikiye katladı.

katlama
doubling

The oldest son succeeded in doubling his inheritance. - Büyük oğlu mirasını ikiye katlamayı başardı

katlama
plication
katlama
folding

Origami is the art of folding paper. - Origami kağıt katlama sanatıdır.

I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes. - Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.

katlama
{i} enfolding
beşe katlamak
quintuplicate
ikiye katlamak
double up
ikiye katlamak
double back
ikiye katlamak
to double
içine katlamak
double in
içine katlamak
drape in
katlama
prov. flat bread
katlama
folding, doubling
tekrar katlamak
refold
yeniden katlamak
redouble
Türkisch - Türkisch
Kâğıt, kumaş gibi nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek
Kâğıt, kumaş gibi nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek: "Gazeteleri itina ile katlayıp cebine koydu."- S. F. Abasıyanık
bükmek
KATLÂ
(Osmanlı Dönemi) (Katîl. C.) Öldürülmüş kimseler
katlama
Katlamak işi
katlama
Mayasız hamurdan yapılan, peynirli veya peynirsiz pide; yufka
katlama
Mayasız hamurdan yapılan,peynirli veya peynirsiz pide, yufka
katlamak
Favoriten