katlama

listen to the pronunciation of katlama
Türkisch - Englisch
folding

I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes. - Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.

Origami is the art of folding paper. - Origami kağıt katlama sanatıdır.

prov. flat bread
fold

Tom helped Mary fold the laundry. - Tom Mary'nin çamaşırları katlamasına yardım etti.

Quickly Sadako tried to fold the paper before she fell asleep. - Sadako uykuya dalmadan önce hızlı bir şekilde kağıdı katlamayı denedi.

folding, doubling
convolution
(Tekstil) packing
bending
(Otomotiv) buckle
doubling

The oldest son succeeded in doubling his inheritance. - Büyük oğlu mirasını ikiye katlamayı başardı

plication
{i} enfolding
katlamak
fold

It took me several hours to fold all the clothes. - Tüm giysileri katlamak birkaç saatimi aldı.

I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes. - Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.

katlama arabası
folding truck
katlama kapı
folding door
katlama makinesi
folding machine, folder, doubler
katlama makinesi print
folding machine
katlama tezgâhı
doubling frame
katlamak
tuck
katlamak
(Arılık) eke
katlamak
(Teknik,Tekstil) cuttle
katlamak
fold up
katlamak
fold over
katlamak
turn down
katlamak
turn
katlamak
pile up
katlamak
collapse
katlamak
folding

I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes. - Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.

katlamak
crinkle
katla
{f} tuck
katla
{f} folded

He was sitting with his arms folded. - Kolunu katlamış oturuyordu.

Tom folded the paper before handing it to Mary. - Tom kağıdı Mary'ye vermeden önce katladı.

katla
enfold
katla
fold up
katla
{f} enfolding
katla
cuttle
katla
{f} folding

Tom sat down on a folding chair. - Tom katlanabilir bir sandalyeye oturdu.

I'm not folding their shirts. - Onların gömleklerini katlamıyorum.

katla
{f} fold

He was sitting with his arms folded. - Kolunu katlamış oturuyordu.

Tom took a folded piece of paper out of his shirt pocket. - Tom gömlek cebinden bir parça katlanmış kağıt çıkardı.

katlamak
wrap
katlamak
punish
katlamak
slaughter
katlamak
to fold
boyut ve katlama
(Bilgisayar) size and fold
ikiye katlama
doubling

The oldest son succeeded in doubling his inheritance. - Büyük oğlu mirasını ikiye katlamayı başardı

japon kağıt katlama sanatı
origami
katlamak
replicate
katlamak
tuck up
katlamak
(sandalye) fold down back
katlamak
crimp
katlamak
crease
katlamak
drape
katlamak
double

We'll have to double our budget for next year. - Gelecek yıl için bütçemizi ikiye katlamak zorunda kalacağız.

Do you want to double your gold pieces? What do you mean? - Altın parçalarını ikiye katlamak istiyor musun? Ne demek istiyorsun?

katlamak
bend
katlamak
turn back
katlamak
to fold, fold up
katlamak
to fold, to pleat; to walk over sb
katlamak
{f} infold
katlamak
fold down
katlamak
shut
katlamak
enfold
katlamak
pleat
kısmi katlama
(Tekstil) partial fold
Türkisch - Türkisch
Katlamak işi
Mayasız hamurdan yapılan, peynirli veya peynirsiz pide; yufka
Mayasız hamurdan yapılan,peynirli veya peynirsiz pide, yufka
KATLÂ
(Osmanlı Dönemi) (Katîl. C.) Öldürülmüş kimseler
Katlamak
bükmek
katlamak
Kâğıt, kumaş gibi nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek
katlamak
Kâğıt, kumaş gibi nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek: "Gazeteleri itina ile katlayıp cebine koydu."- S. F. Abasıyanık
katlama
Favoriten