Excuse me, who is this woman?
- Afedersiniz, bu kadın kim?
Iran balks at release of American woman.
- İran, Amerikalı kadının serbest bırakılmasını engelliyor.
He wanted female companionship.
- O kadın arkadaşlık istedi.
She will be the first female Japanese astronaut.
- O ilk Japon kadın astronot olacak.
Japanese women carry their babies on their backs.
- Japon kadınları bebeklerini sırtlarında taşırlar.
The women really gave it their utmost.
- Kadınlar gerçekten ellerinden geleni yaptılar.
She is a selfish woman.
- O bencil bir kadındır.
She kept her valuables in the bank for safety.
- Güvenlik için kadın, değerli şeylerini bankada sakladı.
I was looking at a pretty hen.
- Ben güzel bir kadına bakıyordum.
The little girl grew into a beautiful woman.
- Küçük kız güzel bir kadın oldu.
Peter was fed up with childish girls and wanted to meet a really mature woman.
- Peter, çocuksu kızlardan bıktı ve gerçekten olgun bir kadınla tanışmak istedi.
I'd never go out with a married woman!
- Ben asla evli bir kadınla dışarı çıkmak istemem!
I'm a married woman now.
- Ben şimdi evli bir kadınım.
Mary is one of the most beautiful women I've ever met.
- Mary, şimdiye kadar tanıştığım en güzel kadınlarından biridir.
Every Jack must have his Jill.
- Her erkeğin bir kadını olmalıdır.
He was bored with his wife, an excellent woman he didn't deserve.
- Hiç hak etmediği, harika bir kadın olan karısından bıkmıştı.
That woman is his wife, I think.
- Sanırım, o kadın onun karısıdır.
That poor lady is disabled.
- Şu zavallı kadın engelli.
The thief disguised himself as an old lady.
- Hırsız yaşlı bir kadın olarak kendini gizledi.
At mosques, scarves, skirts and cardigans are offered for women to wear.
- Camilerde kadınlar için örtü, etek ve hırka bulunur.
Mary is a femme fatale.
- Mary bir baştan çıkaran kadın.
The lady's wish is my command.
- Kadının isteği benim emrimdir.