hoşlanmak

listen to the pronunciation of hoşlanmak
Türkisch - Englisch
like
enjoy
to like, be pleased with; to enjoy
relish
delight
be attracted
take to
affect
fancy
have a liking for smb
be taken with
be taken by
be pleased with
to like, to enjoy, to go for sb/sth, to care for sb, to relish
care
take a fancy to
click
be partial to
dig
cotton to
bask
rejoice in
be fond of
savour
take kindly to
care for
go for
fancy to
rejoice
take a shine to smb
hoşlanma
{i} liking

Just saying you don't like fish because of the bones is not really a good reason for not liking fish. - Kemiklerin balıklardan hoşlanmamak için gerçekten iyi bir neden olmadığından dolayı sadece balıklardan hoşlanmadığını söylüyorsun.

Fred took a liking to Jane and they started seeing each other. - Fred Jane'den hoşlanmaya başladı ve onlar birbiriyle görüşmeye başladı.

hoşlanma
{i} enjoying
hoşlan
enjoy

He enjoyed reading detective stories. - O, polisiye hikâyeler okumaktan hoşlandı.

Most young adults enjoy going out at night. - Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.

hoşlanma
fancy

Somehow I have taken a fancy to that girl. - Her nedense o kızdan hoşlanmaya başladım.

hoşlanma
enjoyment
birinden hoşlanmak
take a shine to
hoşlanma
enjoy

I'm surprised that Beth didn't enjoy her time at the farm. - Beth'in çiftlikteki zamanından hoşlanmadığına şaşırdım.

Tom says he doesn't know why Mary didn't enjoy the movie. - Tom Mary'nin filmden niçin hoşlanmadığını bilmediğini söylüyor.

hoşlan
care for

Women didn't care for him. - Kadınlar ondan hoşlanmadılar.

I do not much care for this kind of drink. - Bu tür içkiden fazla hoşlanmam.

hoşlan
{f} liking

I cannot help liking him in spite of his many faults. - Çok sayıda hatasına rağmen ondan hoşlanmamak elimde değil.

What's the difference between liking and loving someone? - Birinden hoşlanmak ve birini sevmek arasındaki fark nedir?

hoşlanma
bond
hoşlanma
dislike

I dislike being alone. - Ben yalnız olmaktan hoşlanmam.

I disliked the idea of the necessary call, but it had to be done. - Gerekli arama fikrinden hoşlanmadım, fakat o yapılmalıydı.

hoşlanma
zest
hoşlanma
{i} delectation
resmiyetten hoşlanmak
stand on ceremony
Türkisch - Türkisch
Hoşuna gitmek, hoş bulmak, sevmek: "Bilirsiniz ki ben, politika işlerinden hiç hoşlanmam."- B. Felek
Hoşuna gitmek, hoş bulmak, sevmek
(Osmanlı Dönemi) TEVECCÜH
hazzetmek
Hoşlanma
hazzetme
hoşlanma
Hoşlanmak işi
hoşlanmak
Favoriten