harap

listen to the pronunciation of harap
Türkisch - Englisch
ruined

The ruined castle is now under restoration. - Harap kale şimdi restorasyon altında.

He will be ruined for life. - O, yaşam için harap edilecek.

devastated

The country had been devastated by long war. - Uzun savaştan ülke harap edildi.

We were all devastated. - Hepimiz harap edildik.

wrack and ruin
ramshackle
desolate

If one does not have a hobby, his life may be desolate. - Birinin hobisi yoksa, hayatı harap olabilir.

worn-out, exhausted
dilapidated

They lived in a dilapidated house. - Harap bir evde yaşıyorlardı.

The crime scene was in a dilapidated motel. - Olay yeri harap olmuş bir moteldeydi.

creaky
ruinous
ratty
ruined, in ruins
ruined, ramshackle, tumbledown; worn out, exhausted, tired out
waste
rundown
tumbledown
flat
{s} blasted
harap etmek
ruin
harap etmek
destroy
harap etmek
ravage
harap durumda
in state of unrepair
harap etme
devastation
harap etmek
work havoc
harap etmek
tear up
harap etmek
to ruin, destroy
harap etmek
play havoc with
harap etmek
waste
harap etmek
to ruin, to destroy, to devastate
harap etmek
make havoc of
harap etmek
shatter
harap etmek
devastate
harap etmek
dilapidate
harap olma
subversion
harap olma
dilapidation
harap olma
wreck
harap olmak
go to wrack
harap olmak
to be ruined
harap olmak
shipwreck
harap olmak
1. to be ruined, be destroyed. 2. to be worn out, be exhausted
harap olmak
go to ruin
harap olmak
be devastated
harap olmak
dilapidate
harap olmuş
wrecked

Your car's totally wrecked. - Araban bütünüyle harap olmuş.

harap olmuş
up the spout
hali harap
to be in great trouble
Bağdat harap
very hungry
ormanda harap edilmiş alan
slash
çok aileli harap bina
rookery
Türkisch - Türkisch
Bitkin, yorgun, perişan
Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran: "Duvarları yıkılmış, çatıları yanmış, harap bir köyün hizasına gelince yaver atından atladı."- Ö. Seyfettin
Bitkin, yorgun, perişan: "Kiraz yemekten insanlar harap, perişan olurdu."- R. H. Karay. Çok sarhoş
Yıkık, viran
Çok sarhoş
(Osmanlı Dönemi) yıkık; viran, ıssız, perişan
Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran
(Osmanlı Dönemi) virâne
harap etmek
Harap duruma getirmek
harap olmak
Harap duruma gelmek, haraplaşmak, perişan olmak
harap
Favoriten