get the better of

listen to the pronunciation of get the better of
Englisch - Türkisch
galip gelmek
üstesinden gelmek
(Konuşma Dili) kazanmak
(Konuşma Dili) üstün gelmek
(Konuşma Dili) zafer kazanmak
yenmek
üstün çıkmak
hakkından gelmek
alt etmek
üstün olmak
best
{i} en iyisi

Sınavda elimden gelenin en iyisini yapacağım. - I'll do my best on the test.

Yeteneğimin en iyisine göre görevimi yapacağım. - I will do my duty to the best of my ability.

best
ekstra
best
feriştah
best
en çok

Bestecilerden hangisini en çok seviyorsun? - Which of the composers do you like best?

O en çok seyahat etmekten hoşlanır. - She likes traveling best of all.

best
yapabileceğinin en iyisi

Yapabileceğinin en iyisini yaptın. - You've done the best you can do.

Sadece yapabileceğinin en iyisini yap. - Just do the best you can.

best
en iyi taraf/yan/kısım
best
en
get the better
daha iyisini al
best
{s} en iyi

Twitter'ın sloganı Dünyanızda nelerin yeni olduğunu keşfetmenin en iyi yolu.'dur. - The motto of Twitter is The best way to discover what's new in your world.

Yönetici ve moderatörler en iyi dil aracı Tatoeba Project için çalışıyorlar. - Administrator and moderators are working for the best language tool, Tatoeba Project.

best
baskın çıkmak
best
{f} alt etmek
best
{f} geçmek

Sizinle temasa geçmek için en iyi yol hangisidir? - What's the best way to contact you?

Sınavı geçmek için elimden geleni yapacağım. - I will do my best to pass the examination.

best
{s} birinci sınıf
best
{s} (good ve well'in enüstünlük derecesi) en iyi, en hoş, en uygun
best
en iyi şekilde

Tom işi elinden gelen en iyi şekilde yaptı. - Tom did the job to the best of his ability.

Elimden geldiğince şiiri en iyi şekilde çevirdim. - I translated the poem the best I could.

best
{f} yenmek
get the better
(deyim) get the better of someone yenmek,alt etmek,hakkından gelmek,üstün çıkmak
get the better
daha iyisini almak
Englisch - Englisch
To overwhelm or overcome; to influence heavily; to tend to control or persuade

Many people returned to work a bit anxious, they acknowledged, but grimly determined not to let terrorists get the better of them.

win a victory over; "You must overcome all difficulties"; "defeat your enemies"; "He overcame his shyness"; "She conquered here fear of mice"; "He overcame his infirmity"; "Her anger got the better of her and she blew up
have the last laugh
best
gain an advantage over
get the better of
Favoriten