get the better of

listen to the pronunciation of get the better of
İngilizce - Türkçe
galip gelmek
üstesinden gelmek
(Konuşma Dili) kazanmak
(Konuşma Dili) üstün gelmek
(Konuşma Dili) zafer kazanmak
yenmek
üstün çıkmak
hakkından gelmek
alt etmek
üstün olmak
best
{i} en iyisi

Bizim restoran en iyisidir. - Our restaurant is the best.

Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir. - It's best to wear a cap on your head during the cold Moscow winters.

best
ekstra
best
feriştah
best
en çok

O en çok seyahat etmekten hoşlanır. - She likes traveling best of all.

En çok sevdiğin birini al, hangisi olursa olsun. - Take the one you like best, whichever it is.

best
yapabileceğinin en iyisi

Tom'un yapabileceğinin en iyisi bu mu? - Is this the best Tom can do?

Yapabileceğinin en iyisi bu mu? - Is that the best you could do?

best
en iyi taraf/yan/kısım
best
en
get the better
daha iyisini al
best
{s} en iyi

Bana göre Almanca dünyadaki en iyi dildir. - In my opinion, German is the best language in the world.

Babana en iyi dileklerimle. - Best regards to your father.

best
baskın çıkmak
best
{f} alt etmek
best
{f} geçmek

Sınavı geçmek için elimden geleni yapacağım. - I'll do my best to pass the examination.

Sizinle temasa geçmek için en iyi yol hangisidir? - What's the best way to get in touch with you?

best
{s} birinci sınıf
best
{s} (good ve well'in enüstünlük derecesi) en iyi, en hoş, en uygun
best
en iyi şekilde

Tom işi elinden gelen en iyi şekilde yaptı. - Tom did the job to the best of his ability.

Tom işi elinden gelen en iyi şekilde yaptı. - Tom did the job the best he could.

best
{f} yenmek
get the better
(deyim) get the better of someone yenmek,alt etmek,hakkından gelmek,üstün çıkmak
get the better
daha iyisini almak
İngilizce - İngilizce
To overwhelm or overcome; to influence heavily; to tend to control or persuade

Many people returned to work a bit anxious, they acknowledged, but grimly determined not to let terrorists get the better of them.

win a victory over; "You must overcome all difficulties"; "defeat your enemies"; "He overcame his shyness"; "She conquered here fear of mice"; "He overcame his infirmity"; "Her anger got the better of her and she blew up
have the last laugh
best
gain an advantage over
get the better of