günde

listen to the pronunciation of günde
Türkisch - Englisch
per diem
gün
day

And I will raise it again in three days. - Ve onu üç günde tekrar kaldıracağım.

Good day, how are you? - İyi günler, nasılsın?

gün
day, days, time, times, period
gün
time

These medicines should be taken three times a day. - Bu ilaçlardan günde üç kez alınmalı.

How many times does the bus run each day? - Otobüs her gün kaç kez çalışır?

gün
sunshine

Sunshine is beneficial to plants. - Güneş ışığı bitkiler için faydalıdır.

This room doesn't get much sunshine. - Bu oda çok fazla güneş ışığı almaz.

gün
(Bilgisayar) on
gün
happy days, better times, days of happiness
gün
today

Today is June 18th and it is Muiriel's birthday! - Bugün Haziran'ın 18'i ve bugün Muiriel'in doğum günü!

As everyone knows, today is a very significant day for us. - Herkesin bildiği gibi, bugün bizim için çok anlamlı bir gündür.

gün
present

Tom never fails to send a birthday present to his father. - Tom babasına doğum günü hediyesi göndermekten geri kalmaz.

I would like to give him a present for his birthday. - Ona doğum günü için bir hediye vermek istiyorum.

gün
sunlight

Sunlight brightens the room. - Güneş ışığı odayı aydınlatıyor.

Don't expose this chemical to direct sunlight. - Kimyasal maddeyi doğrudan güneş ışığına maruz bırakma.

günde bir
once a day
gün
special day, feast day
günde bir kere
once a day
gün
(Latin) dies

Sami will maintain his innocence until the day he dies. - Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek.

gün
date (a given point of time)
gün
day, time
45 günde bir
once every 45 days
Gerçek arkadaş kara günde belli olur
(Atasözü) A friend in need is a friend indeed
gün
the day
gün
a woman's at-home day
gün
day a
gün
by the day
gün
on the day
iyi dost kara günde belli olur
(Atasözü) A friend in need is a friend indeed
içinde bulunduğumuz günde
we are in a day
beş günde bir yükselen ateş
quintan
bu ilacı günde kaç defa kullanmalıyım
How often should I take the medicine
bugünkü günde
under present conditions
dost kara günde belli olur
(Atasözü) When you are in trouble you find out who your friends are
dost kara günde belli olur
a friend in need is a friend indeed
dört günde bir olan
quartan
dört günde bir tutan nöbet
quartan fever
gün
bee

I regret having been idle in my school days. - Okul günlerimde aylak olduğum için pişmanım.

I thought doing this would be easy, but we've been working all day and we're still not finished. - Bunun kolay olacağını düşünmüştüm, fakat bütün gün çalışıyoruz ve hâlâ bitirmedik.

gün
daylight, sunlight
gün
sun

In most countries, with the exception of the Arab countries and Israel, Saturday and Sunday are defined as the weekend. - Birçok ülkede, Arap ülkeleri ve İsrail hariç genellikle Cumartesi ve Pazar, hafta sonu günleri olarak ilan edilmiştir.

A warm, sunny day is ideal for a picnic. - Ilık, güneşli bir gün piknik için idealdir.

gün
(Hukuk) date

Date of last revision of this page: 2010-11-03 - Bu sayfanın son güncellenme tarihi: 2010.11.03

Your opinion seems to be out of date. - Sizin fikirleriniz güncelliğini yitirmiş gibi görünüyor

gün
day; sun; sunlight, sunshine; daytime; today, present; time; age, period; good times; date; at-home day
gün
daytime, day
iki günde bir
every other day

I go for a walk every other day. - İki günde bir yürüyüşe giderim.

She called him every other day. - İki günde bir o onu aradı.

iyi dost kara günde belli olur
(Atasözü) It's when you're in trouble that you learn who your real friends are
iyi ve kötü günde
through thick and thin
iyi ve kötü günde
for better for worse
iyi ve kötü günde
through fair and foul
kutsal günde çalışan kimse
Sabbathbreaker
kutsal günde çalışmayan kimse
sabbathkeeper
onbeş günde bir
fortnightly
onbeş günde bir olan
semimonthly
onbeş günde bir olan hafif gelgit
neap tide
onbeş günde bir olan hafif gelgit
neap
onbeş günde bir çıkan dergi
semimonthly
üç günde bir olan
tertian
üç günde bir olan nöbet
tertian
Türkisch - Türkisch
Her gün
gün
Güneş ışığı
gün
Zaman, sıra: "Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık."- H. Taner. Çağ, devir. İyi yaşanmış zaman
gün
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre: "Kız kardeşi üç yıl, bir gün olsun canı sıkılmadan yaşadı Tatvan'da."- N. Cumalı. İçinde bulunulan zaman: "Aylıkları, günün ihtiyaçları karşısında devede kulak gibi kalıyordu."- R. N. Güntekin
gün
Güneş: "Gün biraz yükselince ıssı bir sıcak kırları kapladı."- M. Ş. Esendal
gün
Gündüz: "Güneş, bütün gün enselerinde boza pişirmiş."- H. Taner
gün
Tarih
Gün
ruz
Gün
(Hukuk) YEVM
gün
Gündüz
gün
Zaman, sıra
gün
Bayram niteliğinde özel gün
gün
Çoğunlukla ev hanımlarının ayın belirli günlerinde konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı
gün
Çağ, devir
gün
İyi yaşanmış zaman
gün
İçinde bulunulan zaman
gün
Güneş

Güneş çıkmış olsa bile hava soğuktu. - güneşin çıkmış olmasına rağmen, hava soğuktu.

Güneşli olmasına rağmen, hava soğuktu. - Güneşli olsa da hava soğuktu.

gün
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre
günde
Favoriten