Nowadays anybody can get books.
- Günümüzde herkes kitap alabilir.
Without an air conditioner, people nowadays cannot live.
- Klima olmadan, insanlar günümüzde yaşayamıyor.
The first native speaker of Esperanto was born in 1904; today there are several thousand Esperanto native speakers.
- Ana dili Esperanto olan ilk kişi 1904'te doğdu. Günümüzde ise ana dili Esperanto olan birkaç bin kişi var.
You don't seem to understand how difficult it is for young people today to believe in something.
- Gençlerin günümüzde bir şeye inanmasının ne kadar zor olduğunu anlamıyor gibisin.
Rome was not built in a day.
- Roma bir gün içinde kurulmamıştır.
Do you study English every day?
- Her gün İngilizce çalışıyor musun?
This room doesn't get much sunlight.
- Bu oda çok fazla güneş ışığı almıyor.
Paintings should not be exposed to direct sunlight.
- Tablolar, doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.
We chose Mary a good birthday present.
- Mary'ye iyi bir doğum günü hediyesi seçtik.
My grandfather gave me a birthday present.
- Büyükbabam bana bir doğum günü hediyesi verdi.
Today is a sunny day.
- Bugün güneşli bir gün.
Today is the hottest day this year.
- Bugün, bu yılın en sıcak günüdür.
The sunshine tempted people out.
- Güneş ışığı insanları dışarı çıkmaya özendirdi.
This room gets a lot of sunshine.
- Bu oda bol güneş ışığı alır.
These medicines should be taken three times a day.
- Bu ilaçlardan günde üç kez alınmalı.
How many times a day does that bus run?
- O otobüs günde kaç kez çalışır?
Sami will maintain his innocence until the day he dies.
- Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek.
Date of last revision of this page: 2010-11-03
- Bu sayfanın son güncellenme tarihi: 2010.11.03
Your opinion seems to be out of date.
- Sizin fikirleriniz güncelliğini yitirmiş gibi görünüyor
You don't go to school on Sunday, do you?
- Pazar günü okula gitmiyorsun, değil mi?
A warm, sunny day is ideal for a picnic.
- Ilık, güneşli bir gün piknik için idealdir.
I thought doing this would be easy, but we've been working all day and we're still not finished.
- Bunun kolay olacağını düşünmüştüm, fakat bütün gün çalışıyoruz ve hâlâ bitirmedik.
He has been unconscious for three days.
- Onun üç gün boyunca bilinci kapalı.
Güneşli olmasına rağmen, hava soğuktu.
- Güneşli olsa da hava soğuktu.
güneşin çıkmış olmasına rağmen, hava soğuktu.
- Güneş çıkmış olsa bile hava soğuktu.