görgülü

listen to the pronunciation of görgülü
Türkisch - Englisch
experienced
polite, well-mannered
of good manners
polite, cultivated, mannerly; experienced
cultivated
cultured
well bred
mannerly
görgü
good manners

I was appalled by her lack of good manners. - Onun görgü yokluğu yüzünden dehşete düştüm.

Greetings are the basis of good manners. - Selamlar, görgü kurallarının temelidir.

görgülü davranmak
behave
görgülü, terbiyeli, olgun kimse
good manners, decent, mature person
görgülü olmak
know how to behave
görgülü olmak
have manners
görgülü olmak
be of good manners
görgü
manners

This book is on the manners and customs of America. - Bu kitap Amerika'nın görgü ve gelenekleri üzerinedir.

I was appalled by her lack of good manners. - Onun görgü yokluğu yüzünden dehşete düştüm.

görgü
{i} convenances
görgü
good manners, breeding
görgü
manners, etiquette; experience
görgü
breeding
görgü
witnessing, having seen something personally
görgü
cultivation
görgü
manner

I was appalled by her lack of good manners. - Onun görgü yokluğu yüzünden dehşete düştüm.

By studying overseas, students can come into contact with other manners and customs. - Yurt dışında eğitim görerek, öğrenciler diğer görgü ve gelenekler ile temas kurabilirler.

görgü
etiquette

There's proper etiquette for everything, even an orgy. - Her şey için görgü kuralı vardır, hatta bir seks partisinin bile.

görgü
Grace
Türkisch - Türkisch
Görgüsü olan: "Bildiğini iyi bilen, görgülü, kendine güveni tam olan bir erkekti."- N. Cumalı
Görgüsü olan
Görgü
terbiye
Görgü
tecrübe
Görgü
adap
görgü
Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik kuralları, terbiye, adabımuaşeret
görgü
Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik kuralları, terbiye, adabımuaşeret: "İçinde yaşadığımız aynı çevre, aynı görgü, beni tamamıyla onlara benzetmiyor."- O. C. Kaygılı
görgü
Görmüş olma durumu
görgü
Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim
görgülü
Favoriten