etkilenmek

listen to the pronunciation of etkilenmek
Türkisch - Englisch
be impressed

Tom couldn't help but be impressed. - Tom etkilenmekten kendini alamadı.

be affected
be taken with
(Konuşma Dili) go for
affected
come up with
be affected by
to be affected
be thrilled
respond
grip
be touched
to be affected, be influenced
impose
etkilenme
response
etkile
affect

His speech deeply affected the audience. - Konuşması dinleyicileri derinden etkiledi.

The event affected his future. - Olay onun geleceğini etkiledi.

etkilenme
contagion
etkile
impress

I was deeply impressed by the scenery. - Manzaradan derinden etkilendim.

I was impressed by the general knowledge of Japanese students. - Japon öğrencilerinin genel kültür bilgisinden etkilendim.

etkile
{f} obsessed
etkile
{f} affecting
etkile
{f} biased
etkile
{f} bias
etkile
{f} affected

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

Most living creatures in the sea are affected by pollution. - Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.

etkile
stamp on
etkile
stamp#on
etkile
(Biyoloji) influence

I think that our living together has influenced your habits. - Sanırım birlikte yaşamamız alışkanlıklarını etkiledi.

That type of temple influenced all of the Middle East, mainly Egypt. - O tür tapınak bütün Orta Doğuyu, özellikle Mısır'ı etkiledi.

etkile
prejudiced
etkile
stampon
etkilenme
being affected, being influenced
çok etkilenmek
commune with oneself
Türkisch - Türkisch
Etkiye uğramak, müteessir olmak: "Bu büyük adamın olağanüstü tevazusu karşısında haklı olarak etkilenmişti."- H. Taner
Etkiye uğramak, müteessir olmak
elektriklenmek
müteessir olmak
Etkilenme
sarsılma
etkilenme
Etkilenmek işi
etkilenmek
Favoriten