dağıt

listen to the pronunciation of dağıt
Türkisch - Englisch
{f} distributed

The teacher distributed the question papers. - Öğretmen sınav kağıtlarını dağıttı.

He distributed his land among his sons. - O, arazisini oğulları arasında dağıttı.

disrupt
distribute

New blankets were distributed to the poor. - Yeni battaniyeler yoksullara dağıtıldı.

The document was distributed to all department heads. - Belge tüm bölüm başkanlarına dağıtıldı.

(Bilgisayar) deal

Whose turn is it to deal the cards? - Kartları dağıtmak için kimin sırası?

Tom is dealing drugs. - Tom ilaçları dağıtıyor.

{f} strewn
strew
disband
despatch
portion out
{f} strewed
dispense

I guess I've reached the age where I have to dispense advice to my underlings. - Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.

The Red Cross dispensed food and medical supplies to the victims. - Kızıl Haç kurbanlara yiyecek ve tıbbi malzemeler dağıttı.

disperse

The police dispersed the crowd. - Polisler kalabalığı dağıttı.

hand out

I didn't hand out anything. - Herhangi bir şey dağıtmadım.

The rescue workers are going to hand out supplies to the victims of the earthquake. - Kurtarma ekipleri depremin kurbanlarına malzeme dağıtacak.

dish out
{f} dispatch
dissipate
gave out
{f} scatter

The sudden noise scattered the birds. - Ani ses kuşları dağıttı.

Sami scattered Layla's body parts around the city. - Sami, Leyla'nın ceset parçalarını şehir çevresine dağıttı.

distract

Don't distract me while I am studying. - Ben çalışırken dikkatimi dağıtmayın.

Please don't distract me from my work. - Lütfen işimi yaparken dikkatimi dağıtma.

{f} dissipated
given out
give out
{f} dispensed

The Red Cross dispensed food and medical supplies to the victims. - Kızıl Haç kurbanlara yiyecek ve tıbbi malzemeler dağıttı.

dispel

Dear Brothers and Sisters, Jesus Christ is risen! Love has triumphed over hatred, life has conquered death, light has dispelled the darkness! - Sevgili kardeşlerim, Hazreti İsa yükseldi! Sevgi nefret üzerinde zafer kazandı, hayat ölümü ele geçirdi, ışık karanlığı dağıttı.

{f} distracted

Tom was distracted by Mary. - Tom'un Mary tarafından dikkati dağıtıldı.

The noise distracted him from studying. - Gürültü o çalışırken dikkatini dağıttı.

{f} scattered

The sudden noise scattered the birds. - Ani ses kuşları dağıttı.

Sami scattered Layla's body parts around the city. - Sami, Leyla'nın ceset parçalarını şehir çevresine dağıttı.

decentralize
clutter
disheveled
portionout
dishout
givenout
dispersed

The police dispersed the crowd. - Polisler kalabalığı dağıttı.

disincorporate
gaveout
giveout
grubu dağıt
(Bilgisayar) ungroup
dilimi dağıt
(Bilgisayar) explode slice
resmi dağıt
(Bilgisayar) disassemble picture
Türkisch - Türkisch

Definition von dağıt im Türkisch Türkisch wörterbuch

DAĞIT
(Osmanlı Dönemi) Emin
DAĞIT
(Osmanlı Dönemi) Nâzır, bakan
DAĞIT
(Osmanlı Dönemi) Şiddet veren
DAĞIT
(Osmanlı Dönemi) Üzüm toplamada kullanılan âlet
dağıt
Favoriten