dağıt

listen to the pronunciation of dağıt
Türkçe - İngilizce
{f} distributed

The document was distributed to all department heads. - Belge tüm bölüm başkanlarına dağıtıldı.

New blankets were distributed to the poor. - Yeni battaniyeler yoksullara dağıtıldı.

disrupt
distribute

Is it possible to reproduce 70 copies of your report which appeared in the November issue of The Network and distribute them to our agents? - The Network'ün kasım meselesinde görünen raporunun 70 kopyasını üretmek ve onları ajanlarımıza dağıtmak mümkün mü?

He distributed his land among his sons. - O, arazisini oğulları arasında dağıttı.

(Bilgisayar) deal

Tom is dealing drugs. - Tom ilaçları dağıtıyor.

Please deal the cards. - Lütfen kartları dağıt.

{f} strewn
strew
disband
despatch
portion out
{f} strewed
dispense

The Red Cross dispensed food and medical supplies to the victims. - Kızıl Haç kurbanlara yiyecek ve tıbbi malzemeler dağıttı.

I guess I've reached the age where I have to dispense advice to my underlings. - Sanırım astlarıma öğüt dağıtmak zorunda olduğum yaşa ulaştım.

disperse

The police dispersed the crowd. - Polisler kalabalığı dağıttı.

hand out

I didn't hand out anything. - Herhangi bir şey dağıtmadım.

The rescue workers are going to hand out supplies to the victims of the earthquake. - Kurtarma ekipleri depremin kurbanlarına malzeme dağıtacak.

dish out
{f} dispatch
dissipate
gave out
{f} scatter

The sudden noise scattered the birds. - Ani ses kuşları dağıttı.

Sami scattered Layla's body parts around the city. - Sami, Leyla'nın ceset parçalarını şehir çevresine dağıttı.

distract

While she distracted Tom, her boyfriend stole his wallet. - O, Tom'un dikkatini dağıtırken onun erkek arkadaşı onun cüzdanını çaldı.

Please don't distract me from my work. - Lütfen işimi yaparken dikkatimi dağıtma.

{f} dissipated
given out
give out
{f} dispensed

The Red Cross dispensed food and medical supplies to the victims. - Kızıl Haç kurbanlara yiyecek ve tıbbi malzemeler dağıttı.

dispel

Dear Brothers and Sisters, Jesus Christ is risen! Love has triumphed over hatred, life has conquered death, light has dispelled the darkness! - Sevgili kardeşlerim, Hazreti İsa yükseldi! Sevgi nefret üzerinde zafer kazandı, hayat ölümü ele geçirdi, ışık karanlığı dağıttı.

{f} distracted

I was distracted by those protesters outside. - Benim dışarıda bu protestocular tarafından dikkatim dağıtıldı.

Tom was distracted by Mary. - Tom'un Mary tarafından dikkati dağıtıldı.

{f} scattered

Sami scattered Layla's body parts around the city. - Sami, Leyla'nın ceset parçalarını şehir çevresine dağıttı.

The sudden noise scattered the birds. - Ani ses kuşları dağıttı.

decentralize
clutter
disheveled
portionout
dishout
givenout
dispersed

The police dispersed the crowd. - Polisler kalabalığı dağıttı.

disincorporate
gaveout
giveout
grubu dağıt
(Bilgisayar) ungroup
dilimi dağıt
(Bilgisayar) explode slice
resmi dağıt
(Bilgisayar) disassemble picture
Türkçe - Türkçe

dağıt teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

DAĞIT
(Osmanlı Dönemi) Emin
DAĞIT
(Osmanlı Dönemi) Nâzır, bakan
DAĞIT
(Osmanlı Dönemi) Şiddet veren
DAĞIT
(Osmanlı Dönemi) Üzüm toplamada kullanılan âlet
dağıt