I never see her without thinking of her mother.
- Onu annesini düşünmeden asla görmem.
I can not hear that song without thinking of my high school days.
- Lise günlerimi düşünmeden o şarkıyı dinleyemem.
I told him about my ideas but he dismissed them out of hand.
- Ben fikirlerimi anlattım fakat o düşünmeden reddetti.
Don't behave lightly.
- Düşünmeden hareket etme.
I cannot answer your request offhand.
- Talebinize düşünmeden yanıt veremem.
Impulsiveness is the devil.
- Düşünmeden hareket etmek şeytandır.
I think it'll rain today.
- Bugün yağmur yağacağını düşünüyorum.
I think he is Mr Brown.
- Onun Bay Brown olduğunu düşünüyorum.
You can't expect me to always think of everything!
- Her zaman her şeyi düşünmemi bekleyemezsin.
Two people think of her as their daughter.
- İki kişi onu kızları olarak düşünüyor.
She put down her thoughts on paper.
- Düşüncelerini kağıda döktü.
She is very thoughtful and patient.
- O çok düşünceli ve sabırlı.
Tom was probably pondering something.
- Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.
Tom pondered his next move.
- Tom onun sonraki hamlesini düşünüp taşındı.
Tom was probably pondering something.
- Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.
Prime numbers are like life; they are completely logical, but impossible to find the rules for, even if you spend all your time thinking about it.
- Asal sayılar hayata benzer, onlar tamamen mantıksaldır fakat, eğer tüm zamanınızı onun hakkında düşünmek için harcarsanız kurallarının bulunması imkânsızdır.
Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful.
- Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.
He contemplated their plan.
- O onların planı üzerinde düşündü.
He contemplated taking a trip to Paris.
- Paris'e bir gezi yapmayı düşündü.
I'm trying to meditate.
- Düşünmeye çalışıyorum.
Do you meditate, Tom?
- Üzerinde düşünür müsün?
Do you think that was deliberate?
- Onun kasıtlı olduğunu düşünüyor musun?
The jury deliberated for three days.
- Jüri üç gün boyunca düşündü.
We all consider your idea to be impractical.
- Hepimiz senin fikrinin kullanışsız olduğunu düşünüyoruz.
Tom thought it would be a good idea to see a doctor.
- Tom bir doktor görmenin iyi bir fikir olacağını düşündü.
I'm considering going with them.
- Onlarla gitmeyi düşünüyorum.
Tom's third marriage was unhappy and he was considering yet another divorce.
- Tom'un üçüncü evliliği mutsuzdu ve hâlâ bir kez daha boşanmayı düşünüyordu.
Tom considered working for our company, but decided not to.
- Tom bizim şirketimiz için çalışmayı düşündü, fakat yapmamaya karar verdi.
Tom considered his options.
- Tom seçeneklerini düşündü.