düşük

listen to the pronunciation of düşük
Türkisch - Englisch
low

Due to overfishing, some fish stocks are now at perilously low levels. - Çok fazla balık avı dolayısıyla, bazı balık stokları şimdi tehlikeli derecede düşük seviyelerde.

I bought this dress at a low price. - Ben, bu elbiseyi düşük bir fiyata satın aldım.

miscarriage

My friend had a miscarriage and I don't know how to comfort her. - Arkadaşım düşük yaptı ve onu nasıl teselli edeceğimi bilmiyorum.

I had a miscarriage last year. - Geçen yıl bir düşük yaptım.

nominal
subdued
fallen
misconstrued (sentence); unrefined (style of writing)
fallen, drooping
falling
fallen; drooping; low" " az; (tümce) misconstrued; miscarriage, abortion
miscarriage; abortion
immoral, unchaste, fallen (woman)
low (price, quality, pressure)
hypo
aborted fetus, abortion
abortion
(Ticaret) lower

Keep it at a lower temperature. - Onu daha düşük bir ısıda tutun.

I prefer department stores: the prices are lower. - Büyük mağazaları tercih ederim: fiyatlar daha düşüktür.

(Pisikoloji, Ruhbilim) abort
phenomenal
(Bilgisayar) low data
(Tıp) stillbirth
(Tıp) spontaneous abortion
depressed
marginal
drooping
abactio
abject
lowly
baggy
paltry
a low
(Tıp) embryotocia
weak
düşük güvenlik
(Bilgisayar) low security
düşük güç
(Bilgisayar) low power
düşük öncelik
(Bilgisayar) low priority
düşük bel
Low-rise (trousers)
düşük not
poor grades
düşük seviyede
at low level
düşük (cümle)
misconstrued
düşük ateş
path. subnormal temperature
düşük banket
soft shoulders
düşük basınç
1. low pressure. 2. low blood pressure, hypotension
düşük basınç
low pressure
düşük devirli
low-speed
düşük değerli
low-order
düşük doz
underdose
düşük dozda vermek
underdose
düşük düzeyli
low-level
düşük faizle alınan para
cheap money
düşük faizle alınan para
cheap fare
düşük fiyat vermek
to undercharge
düşük fiyatla
on the cheap
düşük görüş mesafesi
low visibility
düşük güçlü
low-power
düşük hızlı kablo sürücülü modem
(Askeri) low speed cable driver modem
düşük hızlı pals onarıcısı
(Askeri) low speed pulse restorer
düşük ilacı
abortifacient
düşük kalite
poor quality
düşük kaliteli
of poor quality
düşük kaliteli
offgrade
düşük kaliteli
poor

Unusually low temperatures account for the poor rice crop this year. - Olağandışı düşük ısılar bu yıl düşük kaliteli pirinç hasatından sorumlu tutulmaktadır.

düşük karbonlu
low carbon
düşük kayıplı
low loss
düşük kilometre
low-mileage
düşük kuvvetli
low-power
düşük nitelikli
poor quality, poor
düşük oranlı çoklayıcı
(Askeri) low rate multiplexer
düşük oy sayısı
poor poll
düşük parlaklık
low lustre
düşük rütbede
below
düşük ses yükselteci
(Askeri) low voice amplifier
düşük seviyede çok işlevli hava indirme keşfi
(Askeri) airborne reconnaissance low-multifunction
düşük seviyeli
low-level
düşük seviyeli özel harekat
(Askeri) special operations low-level
düşük sıcaklık
low temperature
düşük tansiyon
hypotension
düşük tansiyonunuz var mı
Do you have low blood pressure
düşük topuklu
low heeled
düşük yapmak
(for a pregnant woman) to have a miscarriage; to have an abortion
düşük yapmak
to miscarry
düşük yapmak
miscarry
düşük yaptıran
abortive
düşük yaptıran kimse
abortionist
düşük yazma
write down
düşük yazmak
write down
düşük yoğunluklu çatışma
(Hukuk) low intensity conflict
düşük çene
loose tongue

Tom has a loose tongue. - Tom'un düşük çenesi var.

düşük önem
(Bilgisayar) low importance
düşük önleme ihtimali
(Askeri) low probability of intercept
düşük üretim
underproduction
düşük ısılı
low-heat
düşük ışıklama
underexposure
düşük ışıklı
underexposed
düşük-seviyeli kaynak harekatı
(Askeri) low-level source operation
düşük-seviyeli lazer güdümlü bomba
(Askeri) low-level laser-guided bomb
daha düşük
lower
değeri düşük
marginal
etkin düşük
(Bilgisayar) active low
septik düşük
(Tıp) septic abortion
yüksek-düşük
(Bilgisayar) hi-lo
düşük düzeyli
lower level
düşük düzeyli
low level
düşük bel
low hip jeans
Avrupa Düşük Yer Çekimi Derneği
(Hukuk) European Micro-gravity Association
Savunma Bakanı Yardımcısı (Özel Harekatlar ve Düşük Yoğunluklu Çatışmalar)
(Askeri) (S&R) Assistant Secretary of Defense (Strategy and Requirements) - Savunma Bakanı Yardımcısı (Strateji ve İhtiyaçlar) ASD(SO/LIC) Assistant Secretary of Defense (Special Operations and Low Intensity Conflict)
acil durum düşük görüş yaklaşımı
(Askeri) emergency low visibility approach
alkol derecesi düşük
underproof
amfibi ulaştırma dok'u; düşük algılama ihtimali
(Askeri) amphibious transport dock; low probability of detection
açık artırmada belirlenen en düşük satış fiyatı
upset price
barondan bir düşük rütbe
baronet
daha düşük teklif yapmak
underbid
değerinden düşük sigortalamak
underinsure
en düşük
lowest

Absolute zero is the lowest possible temperature. - Mutlak sıfır, mümkün olan en düşük sıcaklıktır.

We guarantee the lowest price in language academies in the province of Québec. - Biz Quebec eyaletinin dil akademilerindeki en düşük fiyatı garanti ediyoruz.

en düşük
minimum

What's the minimum salary in India? - Hindistan'da en düşük maaş nedir?

What's the minimum salary in Ghana? - Gana'da en düşük maaş nedir?

en düşük
minimal
en düşük
record low
en düşük
rock bottom
en düşük
minimum, least
en düşük basınç
minimum pressure
en düşük fiyat
lowest price
en düşük fiyat
reserve price
en düşük fiyat
rock bottom price
en düşük nokta
rock bottom
en düşük seviye
all time low
en düşük seviyeye inmek
get down to rock bottom
en son düşük
(Bilgisayar) last low
erken düşük
early abortion
eteki düşük dirty and slovenly looking
(woman)
havuzlu çıkarma gemisi; en düşük anlamlı basamak
(Askeri) landing ship dock; least significant digit
kolestrol düşük
(Gıda) low cholestrol
kulakı düşük
1. listless, lifeless. 2. glum, blue
kuskunu düşük
(person) out of favor, in disgrace
lider; düşük veri oranı
(Askeri) leader; low data rate
paçası düşük
untidy-looking, slovenly looking, down-at-heels
rütbece düşük
puisne
sabit düşük
(Bilgisayar) fixed low
sigortasını düşük yaptırmak
underinsure
süngüsü düşük
depressed, crestfallen, dejected
süngüsü düşük
1. depressed, down in the dumps. 2. (someone) who's lost all his pep, who's lost his pizzazz. 3. (someone) who's feeling under the weather
süngüsü düşük olmak
to mope, to be depressed
toner selesi düşük
(Bilgisayar) toner bin low
voltajı düşük
not very bright
çenesi düşük
talkative, chatty, gabby
çenesi düşük
talkative
çenesi düşük
chatty
çenesi düşük
talkative, loquacious, garrulous
çenesi düşük kimse
chatterbox
çenesi düşük kimse
windjammer
çok düşük frekans
(Askeri) ultra low frequency
çok düşük kalite
low quality
çok düşük ücret
pittance

He works for a mere pittance. - Çok düşük ücretle çalışır.

önem: düşük
(Bilgisayar) importance: low
Türkisch - Türkisch
Dil bilgisi kurallarına uymayan
Belli dil kurallarına uymayan
Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, sakıt, sıkıt
Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış
İktidardan düşmüş veya düşürülmüş
Az
Eski değer ve onurunu yitirmiş olan
Eski değer ve onurunu yitirmiş olan: "Dolmuşa bindiğine göre orta hâlli, belki de daha düşük olacak."- R. H. Karay
Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, sakıt, sıkıt (II)
Değeri azalmış
avortman
sıkıt
ceninisakıt
sakıt
düşüt
Düşük Yoğunluklu Çatışma
(Askeri) Gayrinizami harp; düzenli ve büyük birlikler yerine küçük ve işlevsel birliklerle düşmanı yıpratmak, moralini bozmak, kayıplar verdirmek için yapılan savaş şeklidir. Psikolojik harp, istikrar harekatı ve gayrinizamî harp olarak üçe ayrılan özel harbin son parçasıdır. Askeri terminolojide Düşük Yoğunluklu Çatışma olarakta geçer
düşük yapmak
Çocuk düşürmek
eteği düşük
Pasaklı veya düşkün (kadın)
kuskunu düşük
Kuskun yeri sağrıdan aşağı olan at
kuskunu düşük
Gözden düşmüş kimse
paçası düşük
Giyimine dikkat etmeyen, pasaklı
süngüsü düşük
Sağlığı, esenliği bozuk
süngüsü düşük
Ataklığı, etkinliği, neşesi kalmamış
yıldızı düşük
Şanssız, talihsiz; gözden düşmüş
çenesi düşük
Çok gereksiz şeyler konuşan, boşboğaz, geveze
düşük
Favoriten