ayrıntılar

listen to the pronunciation of ayrıntılar
Türkisch - Englisch
details

I don't know the details. - Ayrıntıları bilmiyorum.

He has a great storehouse of knowledge about historical details but I seriously doubt that's of any use in life. - Onun tarihsel ayrıntılar hakkında büyük bir bilgi deposu var fakat hayatta onun bir işe yaradığından cidden süphe duyuyorum.

niceties
further particulars
particulars

The instruction manual describes all the particulars of the camera. - Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.

(Bilgisayar) more
specifications
ins and outs

Tom had to learn the ins and outs of the new computer program. - Tom yeni bilgisayar programının tüm ayrıntılarını öğrenmek zorunda kaldı.

speciality
specification
detail

He has a great storehouse of knowledge about historical details but I seriously doubt that's of any use in life. - Onun tarihsel ayrıntılar hakkında büyük bir bilgi deposu var fakat hayatta onun bir işe yaradığından cidden süphe duyuyorum.

Tom didn't seem inclined to elaborate and I didn't really want to know all the details anyway. - Tom ayrıntılara girmek için eğilimli görünmüyordu ve ben zaten bütün detayları gerçekten bilmiyordum.

particular

The instruction manual describes all the particulars of the camera. - Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.

ayrıntı
{i} detail

The details of the agreement are set forth in the contract. - Anlaşmanın ayrıntıları sözleşmede belirtilir.

I don't know the details. - Ayrıntıları bilmiyorum.

ayrıntılar üzerinde durmak
go through
ayrıntılar üzerinde durmak
go over
ayrıntı
elaboration
ayrıntı
{i} particular

The instruction manual describes all the particulars of the camera. - Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.

ayrıntı
circumstance
ayrıntı
touch
ayrıntı
detail drawing
ayrıntı
specification
ayrıntı
(Ticaret) ancillary
ayrıntı
elaborateness
ayrıntı
shade
ayrıntı
nicety
ayrıntı
particulars

The instruction manual describes all the particulars of the camera. - Kılavuz kameranın tüm ayrıntılarını anlatmaktadır.

ayrıntı
technicality
ayrıntı
minutia

Let's try to focus on the big picture first. We can take care of the minutiae later. - Hadi ilk olarak büyük resme odaklanmayı deneyelim. Daha sonra ufak ayrıntılarla ilgilenebiliriz.

nitelikler ve ayrıntılar
(Argo) bells and whistles
önemsiz ayrıntılar
minutiae
Türkisch - Türkisch
müfredat
tafsilat
teferruat
Ayrıntı
(Hukuk) MÜFREDAT
Ayrıntı
incelik
Ayrıntı
epür
Ayrıntı
detay
ayrıntı
Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya
ayrıntı
Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat
ayrıntı
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, detay: "Az daha kuşku diyecektim herkes gibi
ayrıntı
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, detay
ayrıntı
Bir ayrıntı sorunu ama, neylersiniz ki, dilin inceliği ayrıntılara dayanır."- H. Taner
ayrıntı
Oysa şüphe başka, kuşku başka şeydir
ayrıntılar
Favoriten