ateşçi

listen to the pronunciation of ateşçi
Türkisch - Englisch
firefighter
fireman
fireman, stoker
fireman, stroker
stoker
stroker
ateş
fever

The child's body felt feverish. - Çocuğun vücudu ateşlendi.

I have a cough and a little fever. - Benim öksürüğüm ve biraz ateşim var.

Ateş
(isim) Fire

Where there's smoke there's fire. - Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Animals are afraid of fire. - Hayvanlar ateşten korkar.

ateş
fire; fever, temperature; ardour, zeal, fervour; gunfire, discharge; light
ateş
{i} temperature

A nurse took my temperature. - Bir hemşire ateşimi ölçtü.

I took my temperature every six hours. - Her altı saatte ateşimi ölçtüm.

ateş
shooting

The man suddenly started shooting his gun. - Adam aniden silahını ateşlemeye başladı.

The soldier disdained shooting an unarmed enemy. - Asker silahsız bir düşmana ateş etmeyi reddetti.

ateş
shoot

A group of militia saw him and began shooting. - Bir grup milis onu gördü ve ateş açmaya başladı.

Tom didn't have the guts to shoot Mary. - Tom'un Mary'ye ateş edecek cesareti yoktu.

ateş
element

According to the Chinese, the five elements are metal, earth, fire, water and wood. - Çinlilere göre beş element, metal, toprak, ateş, su ve odundur.

The four basic elements are Earth, Air, Fire and Water. - Dört temel öge toprak, hava ateş ve sudur.

ateş
light

Though it was cold, he didn't light the fire. - O, soğuk olmasına rağmen ateşi yakmadı.

Have you got a cigarette and a light? - Sigaran ve ateşin var mı?

ateş
fervor
ateş
glow

You could see the glow of the fire for miles. - Ateşin parıltısını millerce görebildiniz.

A bright fire was glowing in the old-fashioned Waterloo stove. - Eski moda Waterloo sobasında parlak bir ateş parlıyordu.

ateş
ardour
ateş
blaze
ateş
gunfire

The street fight was interrupted with a hail of gunfire. - Sokak kavgası, silah ateşi yağmuru ile kesildi.

They were exposed to the enemy's gunfire. - Düşmanın ateşine maruz bırakıldılar.

ateş
fervency
ateş
flame

A small spark often ignites a big flame. - Küçük bir kıvılcım sık sık büyük bir alevi ateşler.

The car turned over and burst into flames. - Araba devrildi ve ateş aldı.

ateşçiler
the fireman
Ateş
(Tıp) ignis
Ateş
(Diş Hekimliği) pyrexia fever
ateş
pyro
ateş
pyrexia
ateş
{i} mettle
ateş
(Askeriye) Fire!
ateş
{i} discharge
ateş
ardor
ateş
danger; catastrophe
ateş
{i} heat

Tom and Mary were in the middle of a heated argument when John walked into the room. - John odaya girdiğinde Tom ve Marry ateşli bir tartışmanın ortasındaydı.

Tom had a heated argument with Mary. - Tom'un Mary ile ateşli bir tartışması vardı.

ateş
vivacity, exuberance
ateş
flush

Do you have a fever? You look flushed. - Ateşin var mı? Kızarmış görünüyorsun.

ateş
temperature; mettle
ateş
fever, temperature
ateş
zeal, ardor, fervor, vehemence
ateş
gunfire; artillery fire
ateş
a light (for a cigarette)
ateş
blaze; heat
Türkisch - Türkisch
Fabrika, vapur, lokomotif gibi ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse
ocakçı
ATEŞ
(Osmanlı Dönemi) f. Odun vs. gibi maddelerin yanmasından hasıl olan hâl. Od, nâr
ATEŞ
(Osmanlı Dönemi) Hastalık
ATEŞ
(Osmanlı Dönemi) Hiddet, gazab, şiddet
ATEŞ
(Osmanlı Dönemi) Gözyaşı
ATEŞ
(Osmanlı Dönemi) Kızgınlık, hararet
ATEŞ
(Osmanlı Dönemi) Yangın
ATEŞ
(Osmanlı Dönemi) Hayvanın çevik, hareketli ve oynak olması
ATEŞ
(Osmanlı Dönemi) Harb, savaş.Ateş unsuru, kâinatın bütün kısımlarını istilâ etmiş pek büyük bir unsurdur. Bir damar gibi kâinatın yaratılışından başlayarak her tarafa dalbudak salıp gelen şu şecere-i nâriyeye nazar-ı hikmetle dikkat edilirse, bu şecerenin başında, yani sonunda büyük bir meyvenin bulunduğu anlaşılır. Evet, toprağın iç
Ateş
zer
Ateş
kor
Ateş
cız
Ateş
sam
Ateş
(Hukuk) NAR
Ateş
hov
Ateş
od
ateş
Isıtma veya pişirme için kullanılan yer veya araç
ateş
(Osmanlı Dönemi) nâr
ateş
Tutuşmuş olan cisim
ateş
Büyük üzüntü, acı: "İçimin ateşi hiç küllenmedi
ateş
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od
ateş
Patlayıcı silahların atılması
ateş
Kırmızı, alev renginde olan
ateş
Coşkunluk
ateş
Vücut ısısı: "Ateşi kırktan aşağıya düşmezdi."- S. F. Abasıyanık
ateş
Büyük üzüntü, acı
ateş
Coşkunluk: "Nejat Efendinin çalışında Peregrini'nin ihtirası, ateşi yoktu."- H. E. Adıvar
ateş
Öfke, hırs, hınç
ateş
Tehlike, felaket
ateş
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr
ateş
Vücut ısısı
ateş
Evlat acısı bu ..."- H. R. Gürpınar
ateş
Seneler geçtikçe daha alevleniyor
ateş
Kırmızı, alev renginde olan. Öfke, hırs, hınç: "Fırlayıp ayağa kalkmış, bir duvara yaslanarak ateş fışkıran gözlerle onu seyre başlamıştı."- T. Buğra
ateşçi
Favoriten