açısından

listen to the pronunciation of açısından
Türkisch - Englisch
(Hukuk) in the light of
in terms of

She thinks of everything in terms of money. - O, para açısından her şeyi düşünüyor.

He tends to think of everything in terms of money. - Para açısından her şeyi düşünmeye eğilimli.

in the way of
from the standpoint of
açı
angle

You must view the matter from different angles. - Bu konuya farklı açılardan bakmalısın.

We considered the problem from all angles. - Sorunu tüm açılardan düşündük.

açı
(Hukuk) aspect

This is quite sound from a scientific aspect. - Bu, bilimsel açıdan son derece sağlam.

Let's approach this problem from a different aspect. - Bu probleme farklı bir açıdan yaklaşalım.

açısından bakarsak
looking from the viewpoint of
açıklayıcı olması açısından
In order to clarify, to be clear
açı
respect

They differ in many respects. - Birçok açıdan farklılık gösterirler.

In many respects, women and men are totally different. - Erkek ve kadınlar birçok açıdan tamamen farklıdırlar.

ahlak açısından çok titiz
squeamish
açı
(Havacılık) slope
açı
perspective

You've lost perspective. - Bakış açısını kaybettin.

You need to get a new perspective. - Yeni bir bakış açısı elde etmelisin.

açı
camera angle
açı
angle;angle, point of view, standpoint bakım
açı
{i} bevel
açı
corner

I turned the corner and caught sight of a newly opened restaurant. - Ben köşeyi döndüm ve yeni açılmış bir restoranı gördüm.

There's a small shop on the corner that is open 24 hours a day. - Köşede 24 saat açık olan küçük bir dükkan var.

açı
coin

Divers have found hundreds of Spanish gold coins off the coast of Florida. - Dalgıçlar Florida sahili açıklarında binlerce İspanyol altın sikkesi buldu.

açı
gonio
açı
point of view

This is a valid point of view. - Bu geçerli bir bakış açısıdır.

From my personal point of view, his opinion is right. - Benim kişisel bakış açıma göre onun fikri doğrudur.

içerik açısından
contextually
ses açısından
phonetically
yasa koruma açısından hassas; miras ve kazanç beyanı; Lincoln Laboratuvarları De
(Askeri) law enforcement sensitive; leave and earnings statement; Lincoln Laboratories Experimental Satellite
Türkisch - Türkisch

Definition von açısından im Türkisch Türkisch wörterbuch

AÇI
(Osmanlı Dönemi) Bak: Zâviye
Açı
zaviye
açı
Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğrunun oluşturduğu çıkıntı
açı
Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarı doğru arasındaki açıklık
açı
Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi: "Bu röportajların özellikleri açı tazeliği, sunuş özelliği ve kıvrak mizahı idi."- H. Taner
açı
Görüş, bakım, yön
açı
Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye
açı
Objektifin gördüğü alan
açısından
Favoriten