üstesinden gelme

listen to the pronunciation of üstesinden gelme
Türkisch - Englisch
accomplishment
overcoming

As a citizen of the world, I know ways of overcoming cultural barriers. - Dünya vatandaşı olarak, kültürel engellerin üstesinden gelmenin yollarını biliyorum.

Daily exercise is effective in overcoming obesity. - Günlük egzersiz, obezitenin üstesinden gelmek için etkilidir.

conquest
obviation
üstesinden gelmek
(Hukuk) overcome

We have to overcome many difficulties. - Birçok zorluğun üstesinden gelmek zorundayız.

You have to overcome the difficulties. - Zorlukların üstesinden gelmek zorundasın.

üstesinden gelmek
handle

Sami wanted to handle his anger. - Sami öfkesinin üstesinden gelmek istedi.

It's hard for me to handle so much pressure. - Bu kadar çok baskının üstesinden gelmek benim için zordur.

üstesinden gelmek
accomplish
üstesinden gelmek
{f} cope

You have to cope with those difficult problems. - Bu zor sorunların üstesinden gelmek zorundasın.

üstesinden gelmek
get through
üstesinden gelmek
{f} fix
üstesinden gelmek
deal with

The situation was getting difficult to deal with. - Durumun üstesinden gelmek gittikçe zorlaşıyordu.

üstesinden gelmek
(deyim) make out
üstesinden gelmek
tackle with
üstesinden gelmek
get over
üstesinden gel
{f} tackle
üstesinden gel
overcome

How to overcome the high value of the yen is a big problem. - Yüksek yen değerinin nasıl üstesinden gelineceği büyük bir sorundur.

They can overcome their fear. - Onlar korkularının üstesinden gelebilirler.

üstesinden gel
overcame

Five of them attacked me, but I overcame them all. - Onlardan beşi bana saldırdı ama onların hepsinin üstesinden geldim.

Eventually, my curiosity overcame my fear. - Sonunda merakım korkumun üstesinden geldi.

üstesinden gelmek
surmount
üstesinden gelmek
fare
üstesinden gelmek
to cope with, deal with (something)
üstesinden gelmek
cope with

You have to cope with those difficult problems. - Bu zor sorunların üstesinden gelmek zorundasın.

üstesinden gelmek
manage
üstesinden gelmek
get the better of
üstesinden gelmek
(deyim) rise to the occasion
üstesinden gelmek
(deyim) avail against
üstesinden gelmek
(deyim) be at grips with
üstesinden gelmek
get along
üstesinden gelmek
get to grips with
üstesinden gelmek
rise above
üstesinden gelmek
(Dilbilim) wrap up
üstesinden gelmek
(Dilbilim) hash out
üstesinden gelmek
obviate
üstesinden gelmek
come to grips with
üstesinden gelmek
(deyim) get the upper hand
üstesinden gelmek
get to grips
üstesinden gelmek
bring off
üstesinden gelmek
master
üstesinden gelmek
muddle through
üstesinden gelmek
(deyim) have the best of
üstesinden gelmek
(deyim) come up with
üstesinden gelmek
(Dilbilim) finish off
üstesinden gelmek
(deyim) carry it off
üstesinden gelmek
(deyim) gain the upper hand
üstesinden gelmek
(Dilbilim) carry through
üstesinden gelmek
get around
üstesinden gelmek
tackle
üstesinden gelmek
(Dilbilim) finish up
üstesinden gelmek
go over big
üstesinden gelmek
hold down
üstesinden gel
bring off
üstesinden gel
surmount
üstesinden gelmek
arrive
üstesinden gelmek
make it
üstesinden gelmek
achieve
üstesinden gelmek
conquer
üstesinden gel
bring#off
üstesinden gelmek
Cope with, overcome, manage, bring sth. off, conquer, surmount
üstesinden gelmek
get/gain the upper hand
üstesinden gelmek
tackling big challenge
üstesinden gelmek
{f} hurdle
üstesinden gelmek
dispense
üstesinden gelmek
{f} lick
üstesinden gelmek
dope out
üstesinden gelmek
drub
üstesinden gelmek
to cope with, to overcome, to manage, to bring sth off, to conquer, to surmount
üstesinden gelmek
tide over
üstesinden gelmek
come through
üstesinden gelmek
{f} dope
üstesinden gelmek
polish off
üstesinden gelmek
overpass
üstesinden gelmek
effectuate
üstesinden gelmek
execute
Türkisch - Türkisch

Definition von üstesinden gelme im Türkisch Türkisch wörterbuch

Üstesinden gelmek
kotarmak
üstesinden gelme
Favoriten