çok kötü

listen to the pronunciation of çok kötü
Türkisch - Englisch
(Gıda) very bad

His behavior, as I remember, was very bad. - Onun davranışı, benim hatırladığım gibi, çok kötüydü.

She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood. - O seninle konuşmayı reddedebilir çünkü o çok kötü bir ruh hali içinde.

terrible

Smoking is terrible for your health. - Sigara içmek sağlığınız için çok kötüdür.

She looked terrible at that time. - O zaman çok kötü görünüyordu.

abysmal
deplorable

The road is in a deplorable state. - Yol çok kötü durumda.

awfully
wretched
sad
criminal
miserable

The experiment resulted in a miserable failure. - Deney çok kötü bir başarısızlıkla sonuçlandı.

The weather was miserable yesterday. - Hava dün çok kötüydü.

unmentionable
execrable
nefarious
evil

There is much evil in the world. - Dünyada çok kötülük var.

Some people are evil. - Bazı insanlar çok kötüdür.

abominable
egregious
how about that?
bad

Telling lies is a very bad habit. - Yalan söylemek çok kötü bir alışkanlıktır.

She may well refuse to speak to you because she's in a very bad mood. - O seninle konuşmayı reddedebilir çünkü o çok kötü bir ruh hali içinde.

diabolical
atrocious
unspeakable
vicious
ghastly
calamitous
thumbs down
very bad, abysmal, execrable
{s} awful

You look awful. What happened? - Çok kötü görünüyorsun. Ne oldu?

I said such horrible things to him. I feel so awful. - Ona böyle korkunç şeyler söyledim. Ben çok kötü hissediyorum.

{s} rotten
(Konuşma Dili) it is too bad
chronic
shocking
terribly
too bad

How's it going? Not too bad. - Nasılsın? Çok kötü değil.

That didn't turn out too bad. - O çok kötü sonuçlanmadı.

{s} violent
grievous
excruciating
{s} arrant
çok kötü durumda
at a low ebb
çok kötü dövmek
wallop
çok kötü olma
terribleness
çok kötü şekilde
atrociously
Türkisch - Türkisch
besbeter
afet
felaket
çok kötü
Favoriten