çevre

listen to the pronunciation of çevre
Türkisch - Englisch
environmental

This house is environmentally friendly. - Bu ev çevre dostudur.

I know a lot about environmental problems. - Çevre sorunları hakkında çok şey biliyorum.

{i} environment

It's evident that human behaviour is more dangerous for the environment than radiation. - Apaçık ortadadır ki, insan davranışları çevre için radyasyondan daha tehlikelidir.

Our company is going to be left behind too if we don't create an environment in which we can get instant Internet access. - Acil internet girişi olan bir çevre yaratmazsak, bizim şirketimizde geride kalacak.

circle

The new jet circles the globe in twenty-four hours. - Yeni jet, dünyanın çevresini yirmi dört saatte dolaşıyor.

Certain circles keep saying the same thing insistently. - Bazı çevreler aynı şeyi ısrarla söyleyip duruyorlar.

contour
ambient
circumference

How do you derive the length of the circumference? I've forgotten. - Çevrenin uzunluğunu nasıl çıkarırsınız? Ben unuttum.

perimeter
environmental considerations
region

Industrialization of the region must be carried out very carefully to avoid environmental destruction. - Bölgenin sanayileşmesi çevresel tahribatı önlemek için çok dikkatli yapılmalıdır.

Despite the efforts of environmentalists, the deforestation of the region continues. - Çevrecilerin çabalarına rağmen bölgenin ormansızlaşması devam ediyor.

neighbourhood

Do you know this neighbourhood? - Bu çevreyi biliyor musun?

There are a lot of horses in my neighbourhood. - Çevremde bir sürü at var.

vicinage
outskirts
frame
neigbourhood
nearing
(Tıp) setting
connection
periphery
circles

Certain circles keep saying the same thing insistently. - Bazı çevreler aynı şeyi ısrarla söyleyip duruyorlar.

Money counts for much in political circles. - Politik çevrelerde para çok önemlidir.

locality
environs
(Ticaret) commons
surrounding

I found it pretty hard to adjust to my new surroundings. - Yeni çevreme uyum sağlamayı oldukça zor buldum.

The surrounding hills protected the town. - Çevreleyen tepeler kasabayı korudu.

surroundings

Sunspots appear darker than their surroundings because they are a few thousand degrees cooler. - Güneş lekeleri birkaç bin derece daha serin olduğu için çevrelerinden daha koyu görünür.

I found it pretty hard to adjust to my new surroundings. - Yeni çevreme uyum sağlamayı oldukça zor buldum.

(Bilgisayar) outboard
circuit
connexion
precincts
(Askeri) proximity
medium
peripheral
precinct
society
(Dilbilim) context
(daire) radius
sphere
ecological
premises
adjacencies
climate

ENERGY STAR is a U.S. Environmental Protection Agency (EPA) voluntary program that helps businesses and individuals save money and protect our climate through superior energy efficiency. - ENERGY STAR, işletmelerin ve bireylerin tasarruf yapmasına ve üstün enerji verimliliği ile iklimimizi korumasına yardımcı olan bir ABD Çevre Koruma Ajansı gönüllü programıdır.

neighbourhood [Brit.]
embroidered handkerchief. Ç
domain
natural environment, environment; habitat
compass
circle, group of people who share a common interest or pursuit
neighborhood

I don't know this neighborhood too well. - Ben bu çevreyi çok iyi bilmiyorum.

I am familiar with this neighborhood. - Ben bu çevreyi bilirim.

ambit
(a person's) circle of friends and acquaintances
purlieus
ambiance
entourage
vicinity

We've chosen a hotel in the vicinity of the museum. - Müzenin çevresinde bir otel seçtik.

There's a post office in the vicinity. - Bu çevrede bir postane var.

girth
perimeter, encompassing limits, periphery, circumference
ambience
monde
surroundings, environs; vicinity, neighborhood: Çankırı çevresinde in the vicinity of Çankırı
surroundings; environs, environment; vicinity, neighbourhood; milieu, social surroundings, circle; people in one's circle; circumference, periphery, circuit
atmosphere

A strange atmosphere surrounds the visitor in this room. - Bu odada garip bir atmosfer ziyaretçiyi çevreliyor.

milieu
the environment
ecology

Ecology is the study of living things all around us. - Ekoloji tüm çevremizde yaşayan şeylerle ilgili çalışmadır.

(Tıp) orbiculus
relation
surround

The surrounding hills protected the town. - Çevreleyen tepeler kasabayı korudu.

Most castles have a moat surrounding them. - Çoğu kalelerin onları çevreleyen bir hendeği vardır.

çevre uzunluğu
perimeter
çevre dostu
environmentally friendly

They claim that all their products are environmentally friendly. - Tüm ürünlerinin çevre dostu olduğunu söylüyorlar.

This house is environmentally friendly. - Bu ev çevre dostudur.

çevre ahlakı
environmental ethics
çevre alanı
(Aydınlatma) surround
çevre bakanı
environment minister
çevre bilimi
(Çevre) environmental sciences
çevre bilinci
environmental conscious
çevre birimi
(Bilgisayar) peripheral
çevre birimi
(Bilgisayar,Teknik) peripheral unit
çevre dizge
ecosystem
çevre düzeni
landscaping
çevre düzenleme
(Çevre) landscaping
çevre edinmek
make friends
çevre eğitimi
environmental education
çevre gezisi
(Turizm) excursion
çevre hukuku
environmental law
çevre izleme
environmental monitoring
çevre kamçısı
peritrichous
çevre kanunu
(Çevre,Kanun) environmental law
çevre koruma
environmental preservation
çevre koruma
environmental conservation
çevre riski
environmental risk
çevre yolu
by-pass
çevre yolu
bypass
çevre yolu
feeder line
çevre yolu
(Mekanik) contour
çevre çizgisi
outline
çevre ölçüsü
girth
çevre ısısı
ambient temperature
çevre+
ambient
çevre-dizge
(Çevre) ecosystem
çevre açı
environmentally
çevre dostu
(Çevre) Environment friendly
çevre kirliliği
Environmental pollution, pollution
çevre ve orman bakanlığı
Ministry of environment and forestry
Çevre Bakanlığı
(Hukuk) Ministry of Environment
Çevre Koruma Kuruluşu; sakınma planı
(Askeri) Environmental Protection Agency; evasion plan of action
çevre Bakanlığı Ministry of
the Environment
çevre Bakanı Minister
for the Environment . Ç
çevre alan
bordering area
çevre aygıtı
peripheral device
çevre açısı
inscribed angle
çevre bilişi
(Pisikoloji, Ruhbilim) environmental cognition
çevre birimi
peripheral unit, peripheral
çevre bölümü
environment division
çevre denetimi
(Hukuk) environmental auditing
çevre dişlisi
ring gear
çevre dozu
ambient dose
çevre duvarı
enclosure wall
çevre duvarı
boundary wall
çevre endeksi
environmental index
çevre etki değerlendirmesi
(Hukuk) environmental impact assessment
çevre etkisi
(Çevre) environmental effect
çevre eğrisi haritası
contour map
çevre gürültüsü
background noise
çevre halkı
surroundings
çevre harbi
(Askeri) peripheral war
çevre havası
ambient air
çevre hızı
(Mekanik) annulus velocity
çevre işlemcisi
peripheral processor
çevre kirlenmesi
(Hukuk) pollution
çevre kirlenmesi
environmental pollution
çevre kirlenmesine karşı
antipollution
çevre kirliliği
environmental pollution
çevre kirliliği
pollution

As a result of pollution, the lake is without any form of life. - Çevre kirliliğinin bir sonucu olarak gölde hiç bir yaşam formu mevcut değil.

The government and industry are cooperating to fight pollution. - Hükümet ve endüstri çevre kirliliğiyle mücadele etmek için işbirliği yapıyor.

çevre kirliliği karşıtı
antipollution
çevre kirliliği/kirlenmesi environmental pollution, pollution of
the environment
çevre kirliliğine yol açan madde
pollutant
çevre kirliliğine yol açmayan
nonpolluting
çevre kontrol birimi
(Askeri) environmental control unit
çevre korunması environmental protection, protection of
the environment
çevre kırımı
(Çevre) ecocide
çevre politikası
(Hukuk) environment policy
çevre revağı
peridrome
çevre sektörü
(Hukuk) environmental sector
çevre sorunu
(Çevre) environmental problem
çevre suçu
(Hukuk) environmental crime, including illicit trafficking in endangered animal species and in endangered plant species and varieties
çevre sıcaklığı
ambient temperature
çevre taşı
voussoir
çevre testi
(Telekom) environmental test
çevre uyumlu
environment-friendly
çevre vergisi düzenlemesi
(Hukuk) environment impact assessment regulation
çevre yasası
(Hukuk) framework legislation
çevre yasası
(Çevre) environmental act
çevre yolu
belt highway, ring road
çevre yolu
beltway
çevre yolu
freeway
çevre yolu
orbital
çevre yolu
orbital road
çevre yolu
ringroad
çevre yolu bypass, beltway, belt highway, Brit
ring road
çevre yolu uzunluğu
(Hukuk) length of motorway
çevre yönetimi
(Hukuk) environmental management
çevre çizgisi
contour
çevre ölçüsü
girt
çevre ıslahı
(Ticaret) environmental remediation
çevre ışığı
ambient light
seçkin çevre
coterie
avrupa çevre ajansı
(Politika, Siyaset) european environment agency
doğal çevre
natural habitat
doğal çevre
(Pisikoloji, Ruhbilim) habitat
dış çevre
(Biyoloji) external environment
kentsel çevre
(İnşaat) urban environment
mamur çevre
(Coğrafya) built environment
merkez-çevre
centre-periphery
sosyal çevre
social surroundings
sosyal çevre
social circle
sosyal çevre
milieux
sosyal çevre
milieu
yakın çevre
immediate surroundings
yapay çevre
(Meteoroloji) domain
yapay çevre
artificial environment
çevre düzenlemesi
environment monitoring
çevre bilimi
environmental science
çevre mühendisliği
environmental engineering
çevre yolu
belt highway
çevre yolu
belt line
çevre yolu
ring road
çevre yolu
bye-pass
Çevre Mühendisi
environmental engineer
Çevre dostu
eco-friendly
Çevre yolu
peripheral highway

the peripheral highway was opened to traffic by last week.

çevre dostu
(Kimya) ecofriendly
çevreler
circles

Certain circles keep saying the same thing insistently. - Bazı çevreler aynı şeyi ısrarla söyleyip duruyorlar.

Money counts for much in political circles. - Politik çevrelerde para çok önemlidir.

Avrupa Çevre Ajansı
(Hukuk) European Environmental Agency (EEA)
Avrupa Çevre Koruma Bürosu
(Hukuk) European Environmental Office
BM çevre programı
(Askeri) United Nations environment program
Birleşmiş Milletler Çevre Programı
(Hukuk) United Nations Environment Programme (UNEP)
Deniz Aşırı Çevre Klavuz Dayanak Belgesi
(Askeri) Overseas Environmental Baseline Guidance Document
Milli Çevre Politikası Kanunu
(Askeri) National Environmental Policy Act
Milli Çevre Uydusu, Veri Ve Bilgi Hizmeti (DOC)
(Askeri) National Environmental Satellite, Data and Information Service (DOC)
Taktik Çevre Destek Sistemi
(Askeri) Tactical Environmental Support System
alternatif çevre
alternative perimeter
beyan edilen çevre
declared perimeter
biyolojik çevre şartları
(Biyoloji) biological environment
cansız çevre
(Biyoloji) abiota
cansız çevre
(Biyoloji,Çevre) abiotic environment
daire çevre uzunluğu
circumference
deniz kuvvetleri seyyar çevre timi
(Askeri) naval mobile environmental team
evrensel çevre analizi
(Ticaret) global environment analysis
hassas çevre
fragile environment
iklimsel çevre
(Askeri) climatic environment
iç çevre
(Hayvan Bilim, Zooloji) internal environment
kimyasal çevre
(Kimya) chemical environment
kritik çevre
critical environment
mikro çevre
micro environment
mini-çevre
(Askeri) mini-habitat
müşterek çevre yönetim kurulu
(Askeri) Joint Environmental Management Board
nihai çevre
final perimeter
oksitlenme yapan gazlı çevre
oxidizing atmosphere
orta teçhizat taşıyıcısı; seyyar çevre timi
(Askeri) medium equipment transporter; mobile environmental team
planet çevre dişlisi
(Otomotiv) planetary ring gear
psikolojik çevre
(Askeri) psychological medium
puslu çevre
(Çevre) mesic environment
Türkisch - Türkisch
Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit: "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."- H. Taner
Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi
Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf: "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."- O. Rifat
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam: "Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi."- H. Taner
Sırma işlemeli mendil: "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."- M. Yesarî
Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü
Sırma işlemeli mendil
Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü; bunların oluşturduğu küçük grup, konteks
Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit
Sırma işlemeli baş örtüsü, mendil
Aynı konu ile ilgili bulunan kimselerin tümü, muhit
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf
Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam
etraf
çevre kirliliği
Doğal kaynakların aşırı ve yanlış kullanılması, tahrip edilmesi sonucunda çevrede dengenin olumsuz yönde bozulması ve birtakım sorunların ortaya çıkması
çevre açı
Geometride, bir çemberin iç bölgesinde, köşesi çember üzerinde bulunan açı
çevre bilimci
Çevre bilimi uzmanı, ekolojist
çevre bilimi
Canlıların aralarındaki bağlantılarını ve ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı, ekoloji
çevre bilimsel
Çevre bilimiyle ilgili, çevre bilimine dayanan, ekolojik
çevre sağlığı
Belli bir çevrede yaşayan kişilerin sağlığını etkileyen dış faktörler ve alınan önlemler
çevre teker
Sap ve kökte, merkez bölümünün en dış kuşağı
çevre yolu
Şehir trafiğini aksatmamak amacıyla yerleşim yerinin dışından geçen ve şehir yollarına bağlanan ana yol
dış çevre
Canlının dışında olan ve kendisinin de bilinçli veya bilinçsiz olarak tepkide bulunduğu uyaranların hepsi
Çevre bilimi
ekoloji
Englisch - Türkisch

Definition von çevre im Englisch Türkisch wörterbuch

çevre mühendisi
(Mühendislik) environmental engineer
çevre mühendisliği
(Mühendislik) environmental engineering