civarında

listen to the pronunciation of civarında
Türkçe - İngilizce
nearby
around

You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth. - Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.

In the morning I always wake up around seven o'clock. - Sabahları her zaman yedi civarında uyanırım.

some

His house is somewhere about Fourth Street. - Onun evi Dördüncü Cadde civarında bir yerde.

He lives somewhere around the park. - O, parkın civarında bir yerde yaşıyor.

near; about, around
thereabout
on
1. near. 2. about, approximately
thereabouts
in the neighborhood of

We live in the neighborhood of the school. - Okulun civarında yaşıyoruz.

about

You know that two nations are at war about a few acres of snow somewhere around Canada, and that they are spending on this beautiful war more than the whole of Canada is worth. - Kanada civarında bir yerde birkaç dönüm karla ilgili iki ulusun savaşta olduğunu ve bu güzel savaşa tüm Kanada'nın değdiğinden daha çok para harcadıklarını bilirsiniz.

I usually get up at about six-thirty. - Genellikle saat altı otuz civarında kalkarım.

near

It was near the river that I lost my way. - Yolumu nehir civarında kaybettim.

Swollen lymph nodes are usually found near the site of an infection, tumour, or inflammation. - Şişmiş lenf düğümleri genellikle enfeksiyon, tümör ya da iltihap barındıran bölgelerin civarında olur.

close by
neck of the woods
or so

There were twenty or so people there. - Orada yirmi civarında insan vardı.

Why don't you come over around six or so? - Neden altı civarında uğramıyorsun?

something like
in the region of
vacinity
civar
environs
civar
neighboring
civar
{i} vicinity

Kate's father is in the vicinity of the house. - Kate'in babası evin civarındaydı.

civar
area

The area around here was bombed. - Bu civardaki alan bombalandı.

Do you know the name of the most successful military man from this area? - Bu civardaki en başarılı askerin adını biliyor musun?

civar
(Askeri,Ticaret) proximity
civar
outskirts
civar
purlieus
civar
{i} way

Around nine o'clock I'll be on my way back again. - Saat dokuz civarında ben tekrar yolumda olacağım.

It was near the river that I lost my way. - Yolumu nehir civarında kaybettim.

civar
adjacencies
civar
{i} precincts
civar
{i} neighborhood

We live in the neighborhood of the school. - Okulun civarında yaşıyoruz.

civar
{i} neighbourhood

The price was in the neighbourhood of 50 dollars. - Fiyat yaklaşık 50 dolar civarındaydı.

civar
{i} locality
civar
{i} vicinage
civar
adjacency
civar
neighbourhood [Brit.]
civar
neigbourhood
civar
1.neighborhood, vicinity, environment, surroundings
civar
neighbourhood, surroundings yöre, dolay
meydan civarında uçuş
(Askeri) local flight
Türkçe - Türkçe

civarında teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

CİVAR
(Osmanlı Dönemi) Yakın yer, yakın komşu
CİVAR
(Osmanlı Dönemi) Çevre, yöre, etraf
civar
Yöre, yakın yer, dolay: "Büsbütün aşka geldi. O civar halkınca pek sevilen bir başka şarkıya geçti."- H. Taner
civar
Yöre, yakın yer, dolay
civarında