They announced their engagement to the family.
- Nişanlarını ailelerine bildirdiler.
Research in Motion announced the layoff of 2000 employees and a restructuring of the company.
- Research in Motion 2000 işçinin çıkarıldığını ve şirketin yeniden yapılanmasını bildirdi.
She pasted a notice on the wall.
- O, duvara bir bildiri yapıştırdı.
The notice was badly printed.
- Bildirim kötü biçimde basıldı.
Why wasn't I notified?
- Neden bana bildirilmedi?
He notified the police of the traffic accident.
- Trafik kazasını polise bildirdi.
They will notify him.
- Onlar ona bildirecek.
Why didn't the police notify us?
- Niçin polis bize bildirmedi?
Do you have anything to declare?
- Bildirecek bir şeyiniz var mı?
Declare your position in a debate.
- Bir tartışmada konumunuzu bildirin.
A healthy man does not know the value of health.
- Sağlıklı olan adam sağlığın değerini bilmez.
Do you know where your father went?
- Babanın nereye gittiğini biliyor musun?
Everybody knew that she was being pushy.
- Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.
Everybody knew she could speak English well.
- Onun iyi İngilizce konuşabildiğini herkes biliyordu.
Tom accused Mary of not knowing how to love or how to accept someone's love.
- Tom Mary'yi sevmeyi ya da birinin aşkını kabul etmeyi bilmemekle suçladı.
There is no knowing which team will win.
- Hangi takımın kazanacağını bilmek zor.
I invited Ken, Bill and Yumi.
- Ken, Bill ve Yumi'yi davet ettim.
Ken is as tall as Bill.
- Ken Bill kadar uzun boylu.
His name is known to everyone in this town.
- Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.
Football is the most known sport in the world.
- Futbol, dünyada en çok bilinen spordur.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.
- Mor blev i bilen mens far handlede ind.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?