Black clouds announced the coming thunderstorm.
- Siyah bulutlar gelen gök gürültülü fırtınayı bildirdi.
They announced that a storm was coming.
- Onlar bir fırtınanın geldiğini bildirdiler.
The notice was badly printed.
- Bildirim kötü biçimde basıldı.
Tom was fired without notice.
- Tom bildirimsiz kovuldu.
He notified me that he would start at three.
- Saat üçte başlayacağını bana bildirdi.
He notified the police of the traffic accident.
- Trafik kazasını polise bildirdi.
In such a case, notify his family.
- Böyle bir durumda, ailesine bildirin.
They will notify him.
- Onlar ona bildirecek.
Declare your position in a debate.
- Bir tartışmada konumunuzu bildirin.
I don't have anything to declare.
- Bildirecek bir şeyim yok.
Do you know how to play chess?
- Satranç oynamayı biliyor musun?
Do you know how to play mahjong?
- Mahjong oynamayı biliyor musun?
Everybody knew that she was being pushy.
- Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.
Everybody knew she could speak English well.
- Onun iyi İngilizce konuşabildiğini herkes biliyordu.
There is no knowing which team will win.
- Hangi takımın kazanacağını bilmek zor.
We love our mother almost without knowing it, without feeling it, as it is as natural as to live.
- Biz neredeyse bilmeden, hissetmeden annemiz severiz, çünkü o yaşamak kadar doğaldır.
Ken is as tall as Bill.
- Ken Bill kadar uzun boylu.
Ken talks as if he knew everything.
- Ken her şeyi biliyormuş gibi konuşur.
Mr Hashimoto is known to everyone.
- Bay Hashimoto herkes tarafından bilinir.
His name is known to everyone in this town.
- Onun adı bu kasabada herkesçe bilinmektedir.
O, ona arabasını sattı.
- Hun solgte sin bil til ham.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.
- Mor blev i bilen mens far handlede ind.
Bu arabayı sana kim sattı?
- Hvem solgte denne bil til dig?