be touching

listen to the pronunciation of be touching
İngilizce - Türkçe
bitişik olmak
touching
acıklı

Çok acıklıydı, neredeyse ağlıyordum. - It was so touching, I almost cried.

Dün gece sinemada acıklı bir film izledik. - Last night, we saw a touching film at the movies.

touching
dokunaklı

Sahne oldukça dokunaklıydı. - The scene was quite touching.

Bir sonraki ayet bile daha dokunaklı. - The next verse is even more touching.

touching
içli
touching
insanın içine işleyen
touching
insanın yüreğine dokunan
touching
değinme
touching
dokunuş
touching
(Pisikoloji, Ruhbilim) temas etme
touching
yanık
touching
etkili
touching
insanı duygulandıran
touching
(Tekstil) tuşe
touching
dokunarak

Otomatik kapıların kesin bir avantajı, insanlar kapı kollarına dokunarak bulaşıcı hastalıklarını yayamayacaklarıdır. - A definite advantage of automatic doors is that people can't spread their contagious diseases by touching door handles.

Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar. - Blind people read by touching, using a system of raised dots called Braille.

touching
dair

Dairemin onarılmaya ihtiyacı var. - My apartment needs touching up.

touching
(edat) -e dayanarak
touching
{i} dokunan

Yemeğime dokunan insanları sevmiyorum. - I don't like people touching my food.

Bana dokunan insanlardan hoşlanmam. - I don't like people touching me.

touching
-e bağlı olarak
touching
{f} dokun

Ben bir çocukken, böceklere dokunmak beni bir parça rahatsız etmezdi. Şimdi neredeyse onların resimlerine bakmaya katlanamıyorum. - When I was a kid, touching bugs didn't bother me a bit. Now I can hardly stand looking at pictures of them.

Kolumu bırak! İnsanların bana dokunmasına katlanamıyorum. - Let go of my arm! I can't stand people touching me.

touching
müessir
touching
edat dokunaklı
touching
konusunda
touching
touchinglydokunaklı bir şekilde
touching
dokunma

Onun sana dokunmasını sevmiyorum. - I don't like her touching you.

Ben bir çocukken, böceklere dokunmak beni bir parça rahatsız etmezdi. Şimdi neredeyse onların resimlerine bakmaya katlanamıyorum. - When I was a kid, touching bugs didn't bother me a bit. Now I can hardly stand looking at pictures of them.

touching
değin
touching
touch değ/dokun
touching
hakkında
touching
içe dokunur
touching
dayanarak
touching
bağlı olarak
İngilizce - İngilizce

be touching teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

touching
Provoking sadness and pity

a touching story.

touching
Present participle of touch
touching
tangent
touching
{a} with respect to
touching
{a} affecting
touching
If something is touching, it causes feelings of sadness or sympathy. Her story is the touching tale of a wife who stood by the husband she loved see also touch = moving. making you feel pity, sympathy, sadness etc
touching
Concerning; with respect to
touching
Affecting; moving; pathetic; as, a touching tale
touching
arousing affect; "the homecoming of the released hostages was an affecting scene"; "poignant grief cannot endure forever"; "his gratitude was simple and touching"
touching
The sense or act of feeling; touch
touching
{s} moving, stirring, pathetic
touching
the act of putting two things together with no space between them; "at his touch the room filled with lights"
touching
the event of something coming in contact with the body; "he longed for the touch of her hand"; "the cooling touch of the night air"
be touching

    Heceleme

    be touch·ing

    Türkçe nasıl söylenir

    bi tʌçîng

    Telaffuz

    /bē ˈtəʧəɴɢ/ /biː ˈtʌʧɪŋ/

    Videolar

    ... ways that data is actually touching your lives every day, ...
    ... getting the ball in the net without anyone touching it. ...

    Günün kelimesi

    effete