büyü mek

listen to the pronunciation of büyü mek
Türkçe - İngilizce
(Hukuk) (t) to expand
büyümek
grow

They don't want to grow old. - Büyümek istemiyorlar.

Lots of low trees grow on the hill. - Tepede bir sürü bodur ağaçlar büyümektedir.

büyümek
flourish
büyümek
expand
büyümek
extend
büyümek
build up
büyümek
{f} wax
büyümek
prosper
büyümek
develop
büyümek
grown up
büyümek
fill out
büyümek
accrete
büyümek
gain momentum
büyümek
dilate
büyümek
blossom
büyümek
thrive
büyümek
(Ticaret) increase in size
büyümek
gather
büyümek
swell
büyümek
grow up

If you want to grow up, you have to drink a lot of milk. - Büyümek istiyorsan, çok süt içmek zorundasın.

Boston was a great place to grow up. - Boston büyümek için harika bir yerdi.

büyümek
{f} outgrow
büyümek
{f} augment
büyümek
greaten
büyümek
{f} hatch
büyümek
shoot up
büyümek
{f} enlarge
büyümek
increase
büyümek
accrue
büyümek
to grow, to blossom (out); to grow up; to expand; to develop
büyümek
to grow up

Boston was a great place to grow up. - Boston büyümek için harika bir yerdi.

If you want to grow up, you have to drink a lot of milk. - Büyümek istiyorsan, çok süt içmek zorundasın.

büyümek
vegetate
büyümek
bulk
büyümek
to increase; to get more intense; to expand. büyümüş de küçülmüş (a child) who is very wise and mature for his age
büyümek
to grow

If you want to grow up, you have to drink a lot of milk. - Büyümek istiyorsan, çok süt içmek zorundasın.

In order to grow well, these plants need soil that does not contain too much moisture. - İyi büyümek için, bu bitkilerin çok fazla nem içermeyen toprağa ihtiyacı var.

Türkçe - Türkçe

büyü mek teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Büyümek
(Osmanlı Dönemi) TERA'RU'
Büyümek
(Osmanlı Dönemi) VELH
büyümek
Genişlemek
büyümek
Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak
büyümek
Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak: "İkinci de okuduktan sonra kavga büyüdü."- M. Ş. Esendal
büyümek
Yaşı artmak, yaşlanmak
büyümek
Yaşı artmak, yaşlanmak: "Fakat büyüdükçe o kadar sevdiği bu oyunlara veda etmek lazım gelecekti."- Ö. Seyfettin
büyümek
Önem ve değer kazanmak
büyümek
Genişlemek: "Barbarosların ülkesi büyüdükçe büyüyordu."- F. F. Tülbentçi. Önem ve değer kazanmak: "Türklük ülküsünün biraz daha köklendiğini, büyüdüğünü, yeşerdiğini duyarız."- O. S. Orhon
büyümek
Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek: "Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri çocuklar uyurken."- F. H. Dağlarca
büyümek
Sayıca artmak
büyümek
Yetişmek
büyümek
Yetişmek: "İhtiyar Süleyman Çavuşun ellerinde büyüdüm."- A. Gündüz
büyümek
Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek
büyü mek