aslında

listen to the pronunciation of aslında
Türkçe - İngilizce
actually

I'm saying For the sake of Earth's environment, but actually it's For the sake of the people living on Earth. - Dünyanın çevresinin iyiliği için söylüyorum, ama aslında o Dünya üzerinde yaşayan insanların iyiliği için.

And actually, this project needs everyone. - Ve aslında bu projenin herkese ihtiyacı var.

essentially

It is essentially a question of time. - Aslında bir zaman sorunu.

It's presumptuous to call this a palace. Essentially, it's a big house. - Buna bir saray diyen küstahtır. Aslında bu büyük bir ev.

as such

We do not become good drivers by concentrating on driving as such. - Aslında sürmeye yoğunlaşarak iyi sürücüler olmayız.

Money, as such, has no meaning. - Paranın, aslında, hiçbir anlamı yok.

indeed

Indeed, I keep the cupboard closed. - Aslında, dolabı kapalı tutarım.

Every sentence that starts with I'm not racist, but is likely to be very racist indeed. - Irkçı değilim, ama ile başlayan her cümle aslında büyük ihtimalle çok ırkçıdır.

in fact

In fact, Marie Curie is Polish, not French. - Aslında Marie Curie Fransız değil, Polonyalıdır.

I don't like him much, in fact I hate him. - Ondan çok hoşlanmıyorum, ben aslında ondan nefret ediyorum,

originally

I think we need a lot more than I originally thought. - Sanıyorum aslında düşündüğümden çok daha fazlasına ihtiyacımız var.

Football originally meant a game played with a ball on foot - unlike a game played on horseback, such as polo. - Polo gibi at sırtında oynanılan bir oyunun aksine futbol aslında ayakla oynanılan bir top oyunu demekti.

virtually

Virtually the entire population is infected with one of eight herpes viruses. - Aslında tüm nüfusun sekizde birine herpes virüsleri bulaşmıştır.

(Hukuk) substantially
actually, as a matter of fact, essentially, in reality, in actual fact
(Konuşma Dili) inside
automatically
to tell the truth
(Konuşma Dili) in spite of appearance
truly

A healthy curiosity is truly a fine thing. - Sağlıklı bir merak, aslında güzel bir şeydir.

iwis
clannishness
under the skin
in point of fact
in effect

In effect, flowers are the creators of honey. - Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.

natively
strictly speaking
principally
honestly

I think the world is much older than the Bible tells us, but honestly, when I look around — it looks much younger! - Dünyanın İncilin söylediğinden çok daha yaşlı olduğunu düşünüyorum fakat aslında etrafa baktığımda o çok daha genç görünüyor!

Honestly, I would also like to go. - Aslında ben de gitmek istiyorum.

for all intents and purposes
as far as it goes
all intents and purposes
intrinsically
(Konuşma Dili) deep down
per se
by rights
really

Tom talked for a long time, but didn't really say much. - Tom uzun süre konuştu fakat aslında çok şey söylemedi.

That was actually really fun. - O aslında gerçekten eğlenceliydi.

at bottom
in itself

Competitiveness is neither good nor bad in itself. - Rekabet aslında ne iyi ne de kötü.

Competition is neither good nor evil in itself. - Yarışma aslında ne iyi ne de kötü.

au fond
primarily
basically

Tom does basically the same thing as Mary does. - Tom aslında Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapar.

He basically supported the free market system. - O aslında serbest piyasa sistemini destekledi.

in sober fact
in first place
in reality

I remember it as if it were yesterday, but in reality it was fifteen years ago. - Ben onu sanki dünmüş gibi hatırlıyorum ama aslında on beş yıl önceydi.

In reality, all they are interested in is power. - Aslında, onların bütün ilgilendiği güçtür.

verily
in very deed
at heart

He is a kind man at heart. - O, aslında nazik bir insandır.

I'm an executive at heart. - Ben aslında bir yöneticiyim.

in truth
properly
as a matter of fact
fact of
the fact that
effect

In effect, flowers are the creators of honey. - Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.

aufond
substantial
aslında bulunan kusur
(Ticaret) inherent defect
aslında değil
not really
esas olarak, gerçekte, aslında
mainly, in fact, actually
Türkçe - Türkçe
bir kere
(Hukuk) FİLASIL
haddizatında
aslında