aslında

listen to the pronunciation of aslında
Türkçe - İngilizce
actually

And actually, this project needs everyone. - Ve aslında bu projenin herkese ihtiyacı var.

I'm saying For the sake of Earth's environment, but actually it's For the sake of the people living on Earth. - Dünyanın çevresinin iyiliği için söylüyorum, ama aslında o Dünya üzerinde yaşayan insanların iyiliği için.

essentially

That's essentially what happened here. - Burada olan şey aslında odur.

It's presumptuous to call this a palace. Essentially, it's a big house. - Buna bir saray diyen küstahtır. Aslında bu büyük bir ev.

as such

We do not become good drivers by concentrating on driving as such. - Aslında sürmeye yoğunlaşarak iyi sürücüler olmayız.

Money, as such, has no meaning. - Paranın, aslında, hiçbir anlamı yok.

indeed

There was a spring indeed, but it was dry. - Aslında bir pınar vardı, ama kurumuştu.

Indeed, that place does appear to be far from here. - Aslında o yer buradan uzakta gibi görünüyor.

in fact

A four-year-old American tourist was disappointed to realize that, in fact, the Sichuan province is not entirely made of spicy beef, in spite of its famously piquant cuisine. - Dört yaşındaki Amerikalı turist, aslında, Sichuan eyaletinin ünlü mayhoş mutfağına rağmen tamamen baharatlı sığır etinden yapılmamış olduğunu farkettiği için hayal kırıklığına uğradı.

In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays. - Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.

originally

Football originally meant a game played with a ball on foot - unlike a game played on horseback, such as polo. - Polo gibi at sırtında oynanılan bir oyunun aksine futbol aslında ayakla oynanılan bir top oyunu demekti.

I'm originally from China. - Ben aslında Çinliyim.

virtually

Virtually the entire population is infected with one of eight herpes viruses. - Aslında tüm nüfusun sekizde birine herpes virüsleri bulaşmıştır.

(Hukuk) substantially
actually, as a matter of fact, essentially, in reality, in actual fact
(Konuşma Dili) inside
automatically
to tell the truth
(Konuşma Dili) in spite of appearance
truly

A healthy curiosity is truly a fine thing. - Sağlıklı bir merak, aslında güzel bir şeydir.

iwis
clannishness
under the skin
in point of fact
in effect

In effect, flowers are the creators of honey. - Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.

natively
strictly speaking
principally
honestly

Honestly, I would also like to go. - Aslında ben de gitmek istiyorum.

Honestly, this is not a really well-paying job. - Dürüst olmak gerekirse bu aslında iyi ücretli bir iş değil.

for all intents and purposes
as far as it goes
all intents and purposes
intrinsically
(Konuşma Dili) deep down
per se
by rights
really

I'm not really a talkative person. It's just that I have a lot of things to tell you. - Ben aslında geveze birisi değilimdir. Sadece sana anlatacak çok şeyim var.

That was actually really fun. - O aslında gerçekten eğlenceliydi.

at bottom
in itself

Competition is neither good nor evil in itself. - Yarışma aslında ne iyi ne de kötü.

Competitiveness is neither good nor bad in itself. - Rekabet aslında ne iyi ne de kötü.

au fond
primarily
in sober fact
in first place
in reality

I remember it as if it were yesterday, but in reality it was fifteen years ago. - Ben onu sanki dünmüş gibi hatırlıyorum ama aslında on beş yıl önceydi.

In reality, all they are interested in is power. - Aslında, onların bütün ilgilendiği güçtür.

verily
in very deed
at heart

I'm an executive at heart. - Ben aslında bir yöneticiyim.

He is a good man at heart. - O, aslında iyi bir adam.

basically

Tom does basically the same thing as Mary does. - Tom aslında Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapar.

It's basically quite simple. - Bu aslında oldukça basit.

in truth
properly
as a matter of fact
fact of
the fact that
effect

In effect, flowers are the creators of honey. - Aslında, balın yaratıcıları çiçeklerdir.

aufond
substantial
aslında bulunan kusur
(Ticaret) inherent defect
aslında değil
not really
esas olarak, gerçekte, aslında
mainly, in fact, actually
Türkçe - Türkçe
bir kere
(Hukuk) FİLASIL
haddizatında
aslında