anlaşmazlık

listen to the pronunciation of anlaşmazlık
Türkçe - İngilizce
conflict

There had never been a conflict between Dan and Linda. - Dan ve Linda arasında bir anlaşmazlık vardı.

There is a great conflict between religion and science. - Din ve bilim arasında büyük bir anlaşmazlık vardır.

disagreement

There's no disagreement here. - Burada bir anlaşmazlık yok.

It's clear that there's a rather strong disagreement between the two. - İkisinin arasında oldukça güçlü bir anlaşmazlık olduğu açıktır.

controversy

There was a controversy about the location of the new school. - Yeni okulun yeri ile ilgili anlaşmazlık vardı.

friction
(Hukuk) dispute

Industrial disputes are still a problem. - Endüstriyel anlaşmazlıklar hala bir sorundur.

After much negotiation, the two sides in the dispute reached a compromise. - Görüşmelerden sonra iki taraf, anlaşmazlık konusunda bir uzlaşmaya vardılar.

run in
quarrel
dissension
disaccord
disunity
division; embroilment
imbroglio
divided counsel
fight
mix up
odds

After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again. - Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.

He is always at odds with his boss. - O her zaman patronuyla anlaşmazlık içinde.

disagreement, misunderstanding, conflict, dispute, discord, difference, friction
incompatiblity
disunion
disagreement, incompatibility
discordance
strife
discord

There's been a lot of discord in the office lately. - Son zamanlarda ofiste birçok anlaşmazlık oldu.

ambiguity
discrepancy
nonviolent
holdout
(Ticaret) disputes

I would like you to stop personalizing disputes. - Kişiselleşen anlaşmazlıkları durdurmanı istiyorum.

International disputes must be settled peacefully. - Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.

rift

A deep rift opened up between them. - Onlar arasında derin bir anlaşmazlık açıldı.

dissent
argument
difference
variance
dissidence
potential difference
altercation
{i} division
misunderstand
{i} embroilment
incompatibility
embroil
{i} misunderstanding
mixup
anlaşmazlık içinde olmak
feud
anlaşmazlık konusu
a bone of contention, object at issue
anlaşmazlık konusu
bone
anlaşmazlık tohumu
dragon's teeth
anlaşmazlık tohumu ekmek
sow dragon's teeth
anlaşmazlık çıkaran
divisive
anlaşmazlıklar
disputes

International disputes must be settled peacefully. - Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.

I would like you to stop personalizing disputes. - Kişiselleşen anlaşmazlıkları durdurmanı istiyorum.

anlaşmazlıklar
conflict
anlaşmazlık
infighting
yasal anlaşmazlık
conflict of laws
Türkçe - Türkçe
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilâf
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf: "Mustafa yedi yaşına basınca ana baba arasında anlaşmazlık kalmadı."- R. H. Karay
anlaşmazlık