amusement

listen to the pronunciation of amusement
İngilizce - Türkçe
eğlence

Bugün nereye gitmek istiyorsun? Eğlence parkına mı yoksa belki filme mi? - Where do you want to go today? An amusement park, or maybe a movie?

Dün eğlence parkında öğretmenime rastladım. - Yesterday, I ran into my teacher at the amusement park.

{i} eğlenme
(Kanun) temaşa
gönül eğlence
{i} komiklik
{i} gülünçlük
{i} oyalanma
zevk
amusement arcade
atari salonu
amusement park
eğlence parkı

Eğlence parkında kendi kendine ağlayan bir erkek çocuk buldu, ve onunla kibarca konuştu. Hey, evlat, Sorun nedir? Kayboldun mu? Seni kayıp çocuklar bölümüne götürmemi ister misin? - In the amusement park Mary found a boy on his own weeping, and spoke to him gently. Hey, sonny, what is it? Are you lost? Would you like me to take you to the Lost Children Department?

Tom Mary'nin onu eğlence parkına götürmesini rica ettim. - Tom asked Mary to give him a ride to the amusement park.

amusement park
luna park
amusement park
lunapark

Şehir geçen yıl inşa edilen lunapark sayesinde ünlü oldu. - The city became popular thanks to the amusement park constructed last year.

Lunaparkta Mary yalnız başına ağlayan bir oğlan buldu ve yumuşak bir sesle Merhaba yavrum, sorun nedir? Kayıp mı oldun? Seni Kayıp Çocuklar Şubesine götüreyim mi? dedi. - In the amusement park Mary found a boy on his own weeping, and spoke to him gently. Hey, sonny, what is it? Are you lost? Would you like me to take you to the Lost Children Department?

amusement center
eğlence merkezi
amusement duty
(Kanun) eğlence vergisi
amusement duty
(Kanun) eğlence resmi
diversion
oyalanma
diversion
yoldan çevirme
diversion
(Tıp) diversiyon
diversion
çevirme
diversion
dikkati başka yöne çeken şey
diversion
oyalayıcı şey
diversion
eğlence

Filmler büyük bir eğlence. - Movies are a great diversion.

diversion
yönünü değiştirme
diversion
diversionary tactics yoldan çevirmek için şaşırtıcı taktikler
diversion
vakit geçirme
diversion
{i} dikkati başka yöne çeken şey; şaşırtmaca; yanıltmaca
diversion
{i} ilgisini başka tarafa çekme
diversion
{i} dikkatini dağıtma
diversion
(Askeri) ŞAŞIRTMA, SAPTIRMA (ABD SAVUNMA BAKANLIĞI): 1. Düşmanın dikkat ve kuvvetini esas harekat yerinden başka bir tarafa çekmek için yapılan hareket; bir taarruz, alarm veya dikkat dağıtan bir hile. 2. Tespit edilen bir istikamette, hareket veya taktik sebeplerle yapılan bir değişiklik: Bir saptırma emri, gidilecek yer için bir değişiklik teşkil etmez. 3. Nihai noktaya varmadan önce yük veya yolcuların yeni bir nakliye şekli ile gönderme nokta veya yerine gönderilmelerinin yeniden belirlenmesi.4. Bir deniz mayın harbinde, tehlikeli bölgeyi geçmeye yarayan bir kanal veya rota şaşırtma, bir kanalı diğer bir kanala bağlıyabilir, veya bir kanaldan ayrılarak tehlikenin diğer tarafında tekrardan birleşebilir: Bak. "demonstration"
diversion
şaşırtma hareketi
diversion
{i} yanıltma
diversion
{i} İng. varyant (yol)
innocent amusement
zararsız eğlence
place of amusement
eğlence yeri
source of amusement
eğlence kaynağı
Türkçe - Türkçe

amusement teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

AMUS
(Osmanlı Dönemi) Karanlık
İngilizce - İngilizce
Entertainment

This is some form of amusement you're talking about.

An activity that is entertaining or amusing, such as dancing, gunning, and fishing
diversion
{n} a pastime, toy, entertainment, diversion
a feeling of delight at being entertained
a diversion that holds the attention
Deep thought; muse
Amusements are games, rides, and other things that you can enjoy, for example at a fairground or at the seaside
{i} entertainment; pleasure; fun, play
Something entertaining or amusing
Amusement is the feeling that you have when you think that something is funny or amusing. He stopped and watched with amusement to see the child so absorbed Steamers tooted at us as sailors on deck waved in amusement
The state of being amused; pleasurable excitement; that which amuses; diversion
Amusements are ways of passing the time pleasantly. People had very few amusements to choose from. There was no radio, or television. = pastime
Amusement is the pleasure that you get from being entertained or from doing something interesting. I stumbled sideways before landing flat on my back, much to the amusement of the rest of the lads
giggle
amusement arcade
A leisure establishment, freely open to the public, containing a variety of coin-operated devices, some of which are for amusement only, and others may have the possibility of winning small prizes
amusement park
A commercially-operated collection of rides, games and other entertainment attractions
amusement parks
plural form of amusement park
amusement arcade
An amusement arcade is a place where you can play games on machines which work when you put money in them. a place where you play games on machines by putting coins into them American Equivalent: video arcade
amusement arcade
an arcade featuring coin-operated game machines
amusement center
recreational center
amusement park
outdoor place with devices for entertainment
amusement park
An amusement park is the same as a funfair. A commercially operated enterprise that offers rides, games, and other forms of entertainment. a large park with many special machines that you can ride on, such as roller coasters and merry-go-rounds
amusement park
a commercially operated park with stalls and shows for amusement
amusement tax
tax levied by government on various forms of entertainment
amusements
plural of amusement
amusement