öyleyse

listen to the pronunciation of öyleyse
Türkçe - İngilizce
then

Oh yes, you're right. Well, it's the way you shop that's tight-fisted then. - Oh evet,haklısın.Pekala,bu senin ekonomik olan alışveriş şeklin öyleyse.

If an Icelandic sentence has a translation in English, and the English sentence has a translation in Swahili, then indirectly, this will provide a Swahili translation for the Icelandic sentence. - İzlandaca bir cümlenin İngilizce çeviri varsa, ve İngilizce cümlenin Savahili dilinde bir çevirisi varsa, öyleyse dolaylı olarak, bu, İzlandaca cümle için bir Savahili çeviri sağlayacaktır.

well

Well, if you didn't do it, then who did? - Pekala, bunu sen yapmadıysan, öyleyse kim yaptı?

Oh yes, you're right. Well, it's the way you shop that's tight-fisted then. - Oh evet,haklısın.Pekala,bu senin ekonomik olan alışveriş şeklin öyleyse.

if so

Beautiful women die young - or so the saying goes. If so then my wife is going to live a long life. - Güzel kadınlar genç ölür- ya da öylesine demişler. Eğer öyleyse benim karım uzun bir hayat yaşayacak.

I can easily tell if someone is a good person or not. If he likes me, then he's good. If he doesn't like me, then he's bad. - Birinin iyi bir insan olup olmadığını kolayca söyleyebilirim. O beni seviyorsa, öyleyse o iyidir. O beni sevmiyorsa, öyleyse o kötüdür.

in that case
well then
if so, then
well, then
öyle
so
öyle
{s} such

You do such a thing once too often and get punished. - Öylesine bir şeyi bir kez çok sık yaparsın ve cezalandırılırsın.

Such was the explosion that the roof was blown off. - Öyle bir patlamaydı ki çatı uçuruldu.

öyle
as such

If you act like a child, you will be treated as such. - Bir çocuk gibi davranırsan öyle davranılırsın.

He is a famous painter and should be treated as such. - O ünlü bir ressamdır ve öyle davranılmalı.

öyle
thusly
öyle
so that
öyle
accordingly

While I understand what you are saying, I cannot do accordingly. - Söylediklerini anlamama karşın, öyle yapamıyorum.

öyle
like that

I never heard anything like that. - Ben asla öyle bir şey duymadım.

I would never say anything like that. - Ben asla öyle bir şey söylemezdim.

öyle
precisely

Tell me precisely why you think so. - Neden öyle düşündüğünü bana tam olarak söyle.

öyle
too

It's not such a big problem. You're worrying way too much. - O öyle büyük bir sorun değil. Oldukça fazla üzülüyorsun.

At your age, I would think so, too. - Senin yaşında ben de öyle düşünürdüm.

öyle
thus and so
öyle
arent
düşünüyorum öyleyse varım
I think therefore I am
Öyle
rather

I would rather die than do such an unfair thing. - Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.

Our car is rather old, but so is theirs. - Arabamız oldukça eski ama onlarınki de öyle.

öyle
thus, thusly, so, in that manner
öyle
such ... as that/those, such, (something, someone) like that
öyle
such; so; that; like that
öyle
(Fiili Deyim ) as much
Türkçe - Türkçe
O hâlde
öyle
O denli, o kadar, o derece
öyle
O yolda, o biçimde, o tarzda
öyle
Onun gibi olan, ona benzer
öyle
İçinde "ne", "nasıl" gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde, o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatır
öyle
Onun gibi olan, ona benzer: "Ben öyle bir şey demedim."- R. H. Karay. O yolda, o biçimde, o tarzda: "
öyle
yle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki, insanı çileden çıkarıyor."- Y. K. Karaosmanoğlu. O denli, o kadar, o derece: "Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de, kasavetlenmeyesin öyle."- O. C. Kaygılı. İçinde "ne", "nasıl" gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatır