öyleyse

listen to the pronunciation of öyleyse
Türkçe - İngilizce
then

Oh yes, you're right. Well, it's the way you shop that's tight-fisted then. - Oh evet,haklısın.Pekala,bu senin ekonomik olan alışveriş şeklin öyleyse.

If an Icelandic sentence has a translation in English, and the English sentence has a translation in Swahili, then indirectly, this will provide a Swahili translation for the Icelandic sentence. - İzlandaca bir cümlenin İngilizce çeviri varsa, ve İngilizce cümlenin Savahili dilinde bir çevirisi varsa, öyleyse dolaylı olarak, bu, İzlandaca cümle için bir Savahili çeviri sağlayacaktır.

well

Well, there's no such thing as being too late to correct one's faults. - Öyleyse, birisinin hatasını düzeltmekte geç kalmak diye bir şey yoktur.

So you're planning to follow this course as well! - Öyleyse siz de bu kursu takip etmeyi planlıyorsunuz.

if so

If so, what can we do about it? Do you want to make a proposal? - Eğer öyleyse, bu konuda ne yapabiliriz? Bir teklif yapmak ister misin?

If so, it shouldn't be any problem at all, should it? - Eğer öyleyse hiç de sorun olmamalı, değil mi?

in that case
well then
if so, then
well, then
öyle
so
öyle
{s} such

It was such a hot day that we went swimming. - Öylesine sıcak bir gündü ki yüzmeye gittik.

Such was the explosion that the roof was blown off. - Öyle bir patlamaydı ki çatı uçuruldu.

öyle
as such

He is a friend and I treat him as such. - O benim bir arkadaşım ve ona öyle davranırım.

He is a famous painter and should be treated as such. - O ünlü bir ressamdır ve öyle davranılmalı.

öyle
thusly
öyle
so that
öyle
accordingly

While I understand what you are saying, I cannot do accordingly. - Söylediklerini anlamama karşın, öyle yapamıyorum.

öyle
like that

I'd never say something like that. - Ben asla öyle bir şey söylemezdim.

I don't know about things like that. - Öyle şeyler konusunda bilgim yok.

öyle
precisely

Tell me precisely why you think so. - Neden öyle düşündüğünü bana tam olarak söyle.

öyle
too

It must bother you to have taken a bad master. I'm stupid too. So, it's all right. - Kötü bir öğretmene sahip olmak sizi rahatsız ediyor olmalı. Ben de aptalım. Öyleyse, tamam.

You do such a thing once too often and get punished. - Öylesine bir şeyi bir kez çok sık yaparsın ve cezalandırılırsın.

öyle
thus and so
öyle
arent
düşünüyorum öyleyse varım
I think therefore I am
Öyle
rather

I would rather die than do such an unfair thing. - Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.

Our car is rather old, but so is theirs. - Arabamız oldukça eski ama onlarınki de öyle.

öyle
thus, thusly, so, in that manner
öyle
such ... as that/those, such, (something, someone) like that
öyle
such; so; that; like that
öyle
(Fiili Deyim ) as much
Türkçe - Türkçe
O hâlde
öyle
O denli, o kadar, o derece
öyle
O yolda, o biçimde, o tarzda
öyle
Onun gibi olan, ona benzer
öyle
İçinde "ne", "nasıl" gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde, o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatır
öyle
Onun gibi olan, ona benzer: "Ben öyle bir şey demedim."- R. H. Karay. O yolda, o biçimde, o tarzda: "
öyle
yle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki, insanı çileden çıkarıyor."- Y. K. Karaosmanoğlu. O denli, o kadar, o derece: "Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de, kasavetlenmeyesin öyle."- O. C. Kaygılı. İçinde "ne", "nasıl" gibi sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatır