çatlamak

listen to the pronunciation of çatlamak
Türkçe - İngilizce
crack

The ice is too hard to crack. - Buz çatlamak için çok sert.

fracture
craze
split
(for skin) to crack, chap
to be near death or die from (overeating, overdrinking, fatigue, or excessive crying)
burst
(for a wave) to break. çatlasa da (patlasa da) (Konuşma Dili) no matter how hard he tries, no matter what he does: Çatlasa da patlasa da onun dediğini yapmayacağım. No matter how hard he pushes me, I won't do what he says. çatlayan dalga breaker. çatlayası (Konuşma Dili) damned, darned
dehisce
to be consumed by, be eaten up with (jealousy, curiosity, or loneliness); to be ready to explode from, feel like screaming because of (boredom or anger); to be crushed by (grief)
(cilt) chap
cleave
to crack, split
die of exhaustion
spring
to crack, to split, to fracture; (cilt) to chap; (dalga) to break; to burst with impatience; to die (from overeating); to go mad (from jealousy)
seam
burst with impatience
open
go mad from jealousy
chap
fragor
crack on
check
fissure
flaw
çatır çatır çatlamak
1. to crack or splinter into pieces. 2. to be eaten up with jealousy
çatlama
{i} split
(cilt) çatlamak
chap
çatlama
crack

The ice is too hard to crack. - Buz çatlamak için çok sert.

çatlama
rent
çatlama
fracture
çatla
{f} crack

There is a crack in the glass. - Bardakta bir çatlak var.

He stopped up the crack with putty. - Çatlağı macunla tıkadı.

çatla
{f} flaw
çatla
{f} cracked

The hail cracked the window. - Dolu pencereyi çatlattı.

Tom accidentally cracked his phone's screen. - Tom yanlışlıkla telefonunun ekranını çatlattı.

çatla
{f} flawed
çatla
{f} fracture
çatla
fractured
çatlama
cracking
çatlama
dehiscence
alın damarı çatlamak
to be altogether shameless
ar damarı çatlamak
to lose all sense of shame
göbeki çatlamak
to struggle hard, have a hard time (achieving something)
göbeği çatlamak
to exert oneself to the utmost
gülmekten çatlamak
to split one's sides laughing. gülüp geçmek to find (something) too ridiculous to bother about. Güle güle! 1. Good-bye! (said by the one who is staying to the one who is leaving). 2. Good luck! Güle güle gidin(iz). Have a good trip! Güle güle giyin(iz). Enjoy wearing it! (said upon seeing someone wearing a new piece of clothing). Güle güle kirlenin(iz). (said when greeting someone who's just had a bath). Güle güle kullanın(ız). Enjoy it! (said to someone who's recently acquired something). Gülerken ısırır. (Konuşma Dili) He may play you false while appearing friendly
hasetten çatlamak
to be green with envy
hasetten/inden çatlamak
to be consumed with envy
hırsından çatlamak
to be ready to burst with anger
kasıkı çatlamak
to get a hernia
kıskançlıktan çatlamak
to be green with envy
meraktan çatlamak
1. to burst with curiosity. 2. to be filled with anxiety
meraktan çatlamak
to keep sb guessing
çatlama
spring
çatlama
(Botanik) dehiscence
çatlama
fissure
çatlama
breaking (of a wave)
çatlama
cracking, splitting
çatlama
cracking, fracture
çatlama
cleavaue
çatlama
checking (of wood)
çatlama
burst
çatlama
disrupt
Türkçe - Türkçe
Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık gibi ruhsal durumları aşırı derecede duymak: "Neredeyse sevincinden yüreği çat deyip ortasından çatlayacaktı."- Y. Kemal
Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık gibi ruhsal durumları aşırı derecede duymak
Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak
Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan veya (bebek) ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek
Parçaları ayrılıp dağılmayacak biçimde yarılmak
Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak: "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı."- A. H. Tanpınar
Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan veya ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek
Çatlama
(Osmanlı Dönemi) İNKIZAZ
Çatlama
açılma
Çatlama
çatlak
çatlama
Çatlamak işi
çatlama
Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak
çatlama
Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma
çatlama
Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması
çatlamak