çatlama

listen to the pronunciation of çatlama
Türkçe - İngilizce
cracking
spring
split
fissure
dehiscence
breaking (of a wave)
cracking, splitting
cracking, fracture
(Botanik) dehiscence
checking (of wood)
crack

The ice is too hard to crack. - Buz çatlamak için çok sert.

fracture
rent
disrupt
burst
cleavaue
çatlamak
crack

The ice is too hard to crack. - Buz çatlamak için çok sert.

çatlamak
seam
çatlamak
{f} split
çatlamak
chap
çatlamak
open
çatlamak
go mad from jealousy
çatlamak
burst with impatience
çatla
{f} flaw
çatla
{f} fracture
çatla
{f} flawed
çatla
{f} crack

Tom saw a crack in the wall. - Tom duvarda bir çatlak gördü.

Tom doesn't like it when Mary cracks her knuckles. - Mary eklemlerini çatlattığında Tom sevmez.

çatla
{f} cracked

The ice cracked under the weight. - Buz ağırlığın altında çatladı.

The hail cracked the window. - Dolu pencereyi çatlattı.

çatlamak
dehisce
çatlamak
fracture
çatla
fractured
çatlamak
fragor
çatlamak
crack on
harita şeklinde çatlama
(İnşaat) map cracking
hidrojen nedeni ile çatlama
(Havacılık) hydrogen induced cracking
plastik çatlama
(İnşaat) plastic cracking
timsah sırtı çatlama
alligator crack
timsah sırtı çatlama
alligator cracking
çatlamak
(for a wave) to break. çatlasa da (patlasa da) (Konuşma Dili) no matter how hard he tries, no matter what he does: Çatlasa da patlasa da onun dediğini yapmayacağım. No matter how hard he pushes me, I won't do what he says. çatlayan dalga breaker. çatlayası (Konuşma Dili) damned, darned
çatlamak
to be consumed by, be eaten up with (jealousy, curiosity, or loneliness); to be ready to explode from, feel like screaming because of (boredom or anger); to be crushed by (grief)
çatlamak
(cilt) chap
çatlamak
cleave
çatlamak
to crack, split
çatlamak
craze
çatlamak
check
çatlamak
{f} spring
çatlamak
die of exhaustion
çatlamak
fissure
çatlamak
{f} burst
çatlamak
(for skin) to crack, chap
çatlamak
flaw
çatlamak
to be near death or die from (overeating, overdrinking, fatigue, or excessive crying)
çatlamak
to crack, to split, to fracture; (cilt) to chap; (dalga) to break; to burst with impatience; to die (from overeating); to go mad (from jealousy)
ısıl çatlama
fire cracking
ısıl çatlama
heat crack
Türkçe - Türkçe
Çatlamak işi
Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak
Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma
Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması
(Osmanlı Dönemi) İNKIZAZ
açılma
çatlak
çatlamak
Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık gibi ruhsal durumları aşırı derecede duymak: "Neredeyse sevincinden yüreği çat deyip ortasından çatlayacaktı."- Y. Kemal
çatlamak
Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık gibi ruhsal durumları aşırı derecede duymak
çatlamak
Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak
çatlamak
Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan veya (bebek) ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek
çatlamak
Parçaları ayrılıp dağılmayacak biçimde yarılmak
çatlamak
Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak: "Meşin ciltlerin çoğu kıvrılmış, bir kısmı da arkalarından çatlamıştı."- A. H. Tanpınar
çatlamak
Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan veya ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek
çatlama