zararlılık

listen to the pronunciation of zararlılık
Türkçe - İngilizce
harmfulness
unhealthfulness
mischievousness
perniciousness
maleficence
balefulness
zarar
loss

I'm very sorry for your loss. - Zararın için çok üzgünüm.

The loss reached three million yen. - Zarar üç milyon yene ulaştı.

zarar
injury
zarar
{i} harm

There may be a killer who looks harmless in any social network. - Sosyal ağlarda zararsız bir kişi gibi görünen bir katil olabilir.

That incident harmed his reputation. - Kaza onun şöhretine zarar verdi.

zarar
damage

The government compensated the farmers for the damage to the crops. - Hükümet çiftçilerin hasatlarının zararını telafi etti.

We went to court when they refused to pay for the damage. - Zararı ödemeyi reddettikleri için mahkemeye gittik.

zarar
{i} bad

The bad weather marred the ceremony. - Kötü hava törene zarar verdi.

Is eating fish every day bad for you? - Her gün balık yemek sizin için zararlı mı?

zarar
detriment

Tom's stressful job is having a detrimental effect on his health. - Tom'un stresli işi sağlığı üzerinde zararlı bir etkiye sahiptir.

Indeed, computers are detrimental. - Gerçekten, bilgisayarlar zararlıdır.

zarar
{i} cost

The damage will cost us a lot of money. - Zarar bize çok paraya mal olacak.

zarar
ravage

They ravaged the countryside, obliterating everything in their path. - Kırsal alana zarar verdiler, yollarında her şeyi bozuyorlardı..

zarar
impairment
zarar
injuries
zarar
{i} hurt

It is not my intent to hurt you in any way. - Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.

If you ever do anything to hurt Tom, I'll kill you. - Tom'a zarar verecek bir şey yaparsan, seni öldürürüm.

zarar
mischief

Thoughtless speech may give rise to great mischief. - Düşüncesiz konuşma büyük zarara neden olabilir.

zarar
pernicious
zarar
abuse
zarar
bane
zarar
(Kanun) lesion
zarar
disfavor
zarar
detrimentalness
zarar
prejudicial
zarar
wastage
zarar
deprediation
zarar
(Ticaret) deficiency
zarar
wrong

A word spoken at the wrong time can do very much more harm than good. - Yanlış zamanda konuşulan bir söz iyilikten çok daha fazla zarar yapabilir.

I'm sorry I hurt you. Don't apologize. You didn't do anything wrong, Tom. - Ben size zarar verdiğim için üzgünüm. Özür dileme. Sen yanlış bir şey, yapmadım, Tom.

zarar
evilest
zarar
devastation
zarar
impair

Heavy smoking impaired his health. - Çok sigara içmek sağlığına zarar verdi.

zarar
noxa
zarar
insalubriousness
zarar
(Tıp) chronic hazard
zarar
injuriousness
zarar
eviler
zarar
damages

Mr. Smith sued them for damages. - Bay Smith zararlar için onlara dava açtı.

She sued him for damages. - O, ona zararlar için dava açtı.

zarar
red ink
zarar
disadvantage
zarar
depredation
zarar
scathe
zarar
derogation
zarar
perniciousness
zarar
damage to
zarar
do damage
zarar
to harm
zarar
undermining

Lack of sleep was undermining her health. - Uyku eksikliği gizliden gizliye onun sağlığına zarar veriyordu.

zarar
{i} average
zarar
{i} disservice
zarar
{i} wreckage
zarar
{i} sacrifice
zarar
{i} havoc
zarar
com. loss
zarar
forfeit
zarar
prejudice
zarar
(Hukuk) damage, injury, loss, prejudice, derogation
zarar
damage, harm, injury, detriment; loss
zarar
evil
zarar
maleficence
zarar
encroachment
zarar
damage, injury, detriment, harm
Türkçe - Türkçe

zararlılık teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

ZARAR
(Osmanlı Dönemi) Lüzumlu ve kıymetli bir şeyin eksilmesi veya kaybolması. Ziyan. Kayıp.(Zarar, birşeye dahil olan eksikliktir ki, hastalık veya körlük, topallık gibi sakatlık demektir. Nitekim anadan doğma a'maya ve pek zayıf hastaya darir denilir. Mühimmat ve levazım tedarikinden âciz olmak da bu mânadadır. Binaenaleyh zararlılar; dertli, sakat, âciz, özürlülerdir. Bunların gayrı olan gayr-i uli-z zarar ise, sahih, salim ve kadir olanlar demek olur. E.T.)
Zarar
ziyan
zarar
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat: "Aldığı günlerde iyi para getiren oteli zararla kapatmaya başlamışlar."- M. Ş. Esendal
zarar
Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat
zararlılık