yaygın

listen to the pronunciation of yaygın
Türkçe - İngilizce
prevalent

Colds are prevalent this winter. - Soğuk algınlığı, bu kış yaygındır.

The term ‘milonguero style tango’ was coined in the early 1990s to describe the style of dancing tango that was prevalent in the milongas of downtown Buenos Aires in the 1950s. - 1950'li yıllarda şehir Buenos Aires'in milangolarında yaygın olan tangoyu dans etme stilini tanımlamak için 'Milonguero stili tango' terimi 1990'ların başında uyduruldu.

(Hukuk) extensive
widespread

Some translators changed Alice's name to Sonya or Anya, even though Alisa is a widespread Russian name. - Bazı tercümanlar Alisa yaygın bir Rus ismi olmasına rağmen Alice'in adını Sonya ya da Anya'yla değiştirdi

This type of discrimination isn't very widespread in our country. - Ülkemizde bu tür bir ayrımcılık çok yaygın değildir.

common

The number of people who smoke is increasing, so cancer will soon be the most common cause of death. - Sigara içen insanların sayısı artıyor, bu yüzden kanser yakında ölümün en yaygın nedeni olacak.

In the U.S., it is common for people to write a check instead of paying cash. - ABD'de, insanların nakit ödeme yerine bir çek yazmaları yaygındır.

pervasive

Cares and worries were pervasive in her mind. - Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındılar.

Cares and worries were pervasive in her mind. - Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındı.

epidemic
endemic
wide

His name was becoming widely known. - Onun adı yaygın olarak biliniyordu.

There was widespread panic after the earthquake. - Depremden sonra yaygın bir panik vardı.

general
pandemic
familiar
prevailing
far-flung
rife
regnant
diffuse
epidemical
widespread, prevalent; common
broad
expansive
Catholic
diffusive
rampant

Starvation and disease were rampant among the lowest classes. - Açlık ve hastalık en alt sınıflar arasında yaygındır.

worldwide
spread
frequent

The third most frequent letter in Esperanto is e. - Esperantodaki en yaygın üçüncü harf e dir.

Although in common usage, this word is frequently mispronounced. - Yaygın kullanımına rağmen, bu sözcük sık sık yanlış telaffuz edilir.

patulous
popular

Contrary to popular belief, Tom isn't that naive. - Yaygın görüşün aksine, Tom o kadar da saf değildir.

Shark fin soup is very popular in China. - Köpek balığı süzgeci çorbası Çin'de çok yaygındır.

universal
widely distributed
current

The old belief is still widely current. - Eski inanç hala yaygın olarak geçerlidir.

a dime in a dozen

Earthquakes are like a dime in a dozen in Japan.

commonest
vernacular
(Anatomi) diffus
subtile
far flung
farflung
disseminated
yaygın eğitim
Mass education
yaygın söylenti
spread rumors
yaygın alk
(Tabiat Doğa) (kuş, Fam: alkler) guillemot
yaygın eğitim
informal education
yaygın kanıya göre
in prevailing opinion
yaygın olarak
extensively
yaygın olmak
go about
yaygın olmak
come up
yaygın olmak
prevail
yaygın olmak
go around
yaygın olmak
come in
yaygın söylenişli ünlü
(Dilbilim) spread vowel
yaygın ve yıkıcı örgüt
octopus
Türkçe - Türkçe
Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan. Çoğu kimselerde görülen, beğenilen, sevilen: "Yaygın bir kültürü ve her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı."- H. Taner
Sınırı genişlemiş: "Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir."- Anayasa
Sınırı genişlemiş
Çoğu kimselerce duyulmuş, öğrenilmiş, kullanılmış veya benimsenmiş olan
Çoğu kimselerde görülen, beğenilen, sevilen
YAYGIN EĞİTİM
(Hukuk) Örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faliyetlerinin tümü
yaygın eğitim
Örgün eğitim imkânlarından hiç yararlanmamış olanlara, gittikleri okuldan erken ayrılanlara veya örgün eğitim kurumlarında okumakta olanlara ve meslek dallarında daha yeterli duruma gelmek isteyenlere uygulanan eğitim
yaygın yanlış
Genelleştiği için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen (söz, deyim, terim), galatımeşhur
yaygın öğretim
Yaygın eğitim sistemi ile gerçekleştirilen öğretim
yaygın