Hepiniz aynı zamanda konuşmayın.
- Don't all speak at the same time.
Ondan hoşlanıyorum fakat aynı zamanda ona gerçekten inanmıyorum.
- I like him, but at the same time I don't really trust him.
Bu arada, zaman tükeniyor.
- Meanwhile, time is running out.
Bu arada, bizimle kalabilirsin.
- Meanwhile, you can stay with us.
Aynı anda ikisini de yapabilir.
- He can do both at the same time.
Tom, armonika ve gitarı aynı anda çalabilir.
- Tom can play the harmonica and the guitar at the same time.
Bu arada, bizimle kalabilirsin.
- Meanwhile, you can stay with us.
Bu arada, Biz garip şeyler yapan uzaylıları tanımlıyoruz.
- Meanwhile, we depict aliens doing really weird stuff.
Soğuk öyle ki kuşlar anında düştü.
- The frost was such that the birds fell on the fly.