to disunite; to divide; to disconnect; to sever; to part in any manner

listen to the pronunciation of to disunite; to divide; to disconnect; to sever; to part in any manner
İngilizce - Türkçe

to disunite; to divide; to disconnect; to sever; to part in any manner teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

separate
ayırmak

Doğru ile yanlışı ayırmak her zaman kolay değildir. - It is not always easy to separate right from wrong.

Telleri ayırmak zorunda kalacağız. - We'll have to separate the wires.

separate
ayrı

Onların her biri ayrı ayrı ödedi. - They each paid separately.

Bu ayrı bir tedavi için yeterince önemli. - This is important enough for separate treatment.

separate
{f} ayırt etmek
separate
{f} ayrıştırmak
separate
ayrılma

Ailesinden ayrılmayı sevmiyordu. - He didn't like being separated from his family.

Kırk yıllık evliliklerinin ardından ayrılmak istiyorlar. - They want to separate after 40 years of marriage.

separate
{f} ayrı yaşamak
separate
(Kanun) bölünmüş
separate
{f} ayır

Dili kültürden ayıramazsınız. - You can't separate language from culture.

Siyaseti dinden ayırmalıyız. - We must separate politics from religion.

separate
(karı koca) ayrı yaşamak
separate
ayırma işareti
separate
ayırma

Siyaseti dinden ayırmalıyız. - We must separate politics from religion.

Çok sinirliyken iyiyle kötüyü ayırmaya çalışmanın bir faydası yoktur. - It is no use trying to separate the sheep from the goats while in a state of madness.

separate
{f} dağılmak
separate
separately ayrı ayr
separate
tefrik olunmak
separate
(fiil) ayırmak, bölmek, dağılmak, ayırt etmek, ayrıştırmak, kaymağını almak, ayrılmak, ayrı yaşamak, ayrışmak, kopmak, çıkmak
separate
{s} tek başına olan
separate
(Askeri) AYIRMAK, BÖLMEK: Bir şeyi başka bir şeyden ayırmak
separate
{s} ayrı, ayrılmış
İngilizce - İngilizce
separate
to disunite; to divide; to disconnect; to sever; to part in any manner