that time

listen to the pronunciation of that time
İngilizce - Türkçe
O zaman

O zamanlarda, bölge İspanya'ya aitti. - At that time, the territory belonged to Spain.

Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın! - If only you had told me the whole story at that time!

this time
bu kez

Bu kez farklı olacak. - This time is going to be different.

Bu kez Tom'a yardım edip edemeyeceğimizi bilmiyorum. - I don't know if we can help Tom this time.

this time
bu sefer

Jack bu sefer kesin başaracak. - Jack is bound to succeed this time.

Tom bu sefer doları yene çevirmemenin daha iyi olacağını düşünüyor. - Tom thinks it would be better not to change dollars into yen at this time.

this time
bu defa

Bu defa hatalı olan benim gibi görünüyor. - This time, it looks like it is me who is wrong.

Bu defa gitmesine izin vereceğim. - I'll let it go this time.

then
o zaman

Yarın gece yağmur bekleniyor,öyleyse o zamana kadar şemsiyelerimizi bırakalım. - It's supposed to rain tomorrow night, so let's leave our umbrellas until then.

Özür diledim fakat o zaman bile benimle konuşmadı. - I apologized, but even then she wouldn't speak to me.

then
o durumda
then
(ondan) sonra
then
madem öyle
then
o zamanki
then
sonra

İzlandaca bir cümlenin İngilizce bir çevirisi varsa ve İngilizce cümlenin Svahilice bir çevirisi varsa, daha sonra bu, dolaylı olarak İzlandaca cümle için Svahilice bir çeviri sağlayacaktır. - If an Icelandic sentence has a translation in English, and the English sentence has a translation in Swahili, then indirectly, this will provide a Swahili translation for the Icelandic sentence.

Dima bir gecede 25 adamla yattı ve sonra onları öldürdü. - Dima slept with 25 men in one night and then killed them.

then
daha sonra

Ben ona daha sonra söylerim. - I'll tell him so then.

Hırsız bana vurdu ve gözümü morarttı ve daha sonra kaçtı. - The thief hit me and gave me a black eye and then ran off.

then
o süre içinde
then
o zamanlar

O zamanlar tekrar bir sürü hata yaptım. - I made a lot of mistakes back then.

O zamanlar yemek yemek için eve giderdim. - I used to go home to eat back then.

then
öyleyse

Öyleyse onu görmediğine inanamam. - I cannot believe you did not see him then.

Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım. - If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.

This time
be sefer
Your time
vaktiniz
our time
bizim zamanımız
that the time
O zaman
then
o zaman vaki olan
then
ondan sonra
then
derhal
then
(zarf) o zaman, ondan sonra, o halde, öyleyse, zira, demek
then
o halde

Yaptığınız şekilde hareket etmek için gerçekten sebebiniz varsa, o halde lütfen bana söyleyin. - If you really have grounds for acting the way you did, then please tell me.

Oraya gitmek istemiyorsanız, o halde biz de oraya gitmeyiz. - If you don't want to go there, then we won't go there.

then
(sıfat) o zamanki, o zamanlarki
then
demek

Ancak o zaman onun ne demek istediğini anladım. - Only then did I realize what he meant.

Neler oluyor biliyor musun? - Hayır. O zaman bütün bunlar ne demek oluyor? - Do you know what's going on? - No. What's it all about then?

İngilizce - İngilizce

that time teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

me time
Time to oneself; a period spent relaxing on one's own
that time.
then

It will be finished before then.

What were you doing then? - What were you doing at that time?

I know what time you said you'd get there, but I couldn't get there then. - I know what time you said you would be there, but I wasn't able to be there at that time.

this time
On or near the same date

this time last year.

this time
on this occasion, on this opportunity
that time

    Türkçe nasıl söylenir

    dhıt taym

    Telaffuz

    /ᴛʜət ˈtīm/ /ðət ˈtaɪm/

    Etimoloji

    [ '[th]at, [th]&am ] (pronoun.) before 12th century. Middle English, from Old English thæt, neut. demonstrative pronoun & definite article; akin to Old High German daz, neuter demonstrative pronoun & definite article, Greek to, Latin istud, neuter demonstrative pronoun.

    Videolar

    ... But every time a minister appears on the [INAUDIBLE], ...
    ... years time, when solar does become cheaper, more efficient, with tax credits and mass ...

    Günün kelimesi

    ithyphallic