your time

listen to the pronunciation of your time
İngilizce - Türkçe
vaktiniz
this time
bu sefer

Jack bu sefer kesin başaracak. - Jack is bound to succeed this time.

Bu sefer Bob muhtemelen kazanacak. - This time Bob is likely to win.

this time
bu kez

Bu kez farklı olacak. - This time is going to be different.

Bu kez cezadan kaçamazsın. - This time, you won't escape punishment.

this time
bu defa

Bu defa gitmesine izin vereceğim. - I'll let it go this time.

Bu defa hatalı olan benim gibi görünüyor. - This time, it looks like it is me who is wrong.

This time
be sefer
hide your time
zaman gizlemek
our time
bizim zamanımız
take your time
zaman ayırın

Lütfen ne yapacağınıza karar vermeden önce zaman ayırın. - Please take your time before deciding what to do.

Yemek yemek için zaman ayırın. - Take your time when you eat meals.

take your time
Acele etme. Uygun bir zamanında yap
take your time...
zaman ayırın
that time
O zaman

O zamanlarda, bölge İspanya'ya aitti. - At that time, the territory belonged to Spain.

O zamana kadar çoktan ayrılmış olacağım. - By that time I'll have already left.

take your time
acele etmeyin

Acele etmeyin, yoksa hata yapabilirsiniz. - Take your time, or you may make some mistake.

Acele etmeyin. Aceleye gerek yok. - Take your time. There's no rush.

what time is your bus
otobüsünüz saat kaçta
what time is your flight
uçağınız saat kaçta
what time is your train
treniniz saat kaçta
İngilizce - İngilizce

your time teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

your time zone
the particular local time zone where you live (ex: Central European Time zone, Eastern Standard Time zone. etc.)
me time
Time to oneself; a period spent relaxing on one's own
this time
On or near the same date

this time last year.

this time
on this occasion, on this opportunity
your time

    Türkçe nasıl söylenir

    yôr taym

    Telaffuz

    /ˈyôr ˈtīm/ /ˈjɔːr ˈtaɪm/

    Videolar

    ... It won't waste your time with the background paragraph. ...
    ... There's no point in spending your time ...