that time

listen to the pronunciation of that time
İngilizce - Türkçe
O zaman

Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın! - If only you had told me the whole story at that time!

Ben o zaman odamı temizliyordum. - I was cleaning my room for that time.

this time
bu sefer

Bu sefer Bob muhtemelen kazanacak. - This time Bob is likely to win.

Jack bu sefer kesin başaracak. - Jack is bound to succeed this time.

this time
bu kez

Bu kez farklı olacak. - This time's going to be different.

Bu kez Tom'a yardım edip edemeyeceğimizi bilmiyorum. - I don't know if we can help Tom this time.

this time
bu defa

Bu defa sonuçları aldı. - This time, he got results.

Bu defa gitmesine izin vereceğim. - I'll let it go this time.

then
o zaman

Yarın gece yağmur bekleniyor,öyleyse o zamana kadar şemsiyelerimizi bırakalım. - It's supposed to rain tomorrow night, so let's leave our umbrellas until then.

O zamandan beri, Japonya'da büyük bir değişim oldu. - Since then, a great deal of change has occurred in Japan.

then
(ondan) sonra
then
o durumda
then
daha sonra

Hırsız bana vurdu ve gözümü morarttı ve daha sonra kaçtı. - The thief hit me and gave me a black eye and then ran off.

Öyleyse daha sonra tekrar geleceğim. - Then I'll come again later.

then
o süre içinde
then
madem öyle
then
o zamanki
then
o zamanlar

O zamanlar yemek yemek için eve giderdim. - I used to go home to eat back then.

O zamanlar erkekler şapka takardı. - Men wore hats back then.

then
sonra

İzlandaca bir cümlenin İngilizce bir çevirisi varsa ve İngilizce cümlenin Svahilice bir çevirisi varsa, daha sonra bu, dolaylı olarak İzlandaca cümle için Svahilice bir çeviri sağlayacaktır. - If an Icelandic sentence has a translation in English, and the English sentence has a translation in Swahili, then indirectly, this will provide a Swahili translation for the Icelandic sentence.

Ama sonra o Londra'da dilleri çalışan bir öğrenci olan Jane Wilde'a aşık oldu. - But then he fell in love with Jane Wilde, a student studying languages in London.

then
öyleyse

Arkadaşım olmak istiyorsan, öyleyse arkadaşımın arkadaşı da olursun. - If you want to become my friend, then also become the friend of my friend.

Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım. - If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.

This time
be sefer
Your time
vaktiniz
our time
bizim zamanımız
that the time
O zaman
then
(zarf) o zaman, ondan sonra, o halde, öyleyse, zira, demek
then
derhal
then
o zaman vaki olan
then
ondan sonra
then
o halde

Bunu istemiyorlarsa, o halde ne istiyorlar? - If they don't want this, then what do they want?

Eğer bu cümleyi okuyabiliyorsan, o halde okuyabiliyorsundur. - If you can read this sentence, then you're able to read.

then
(sıfat) o zamanki, o zamanlarki
then
demek

Neler oluyor biliyor musun? - Hayır. O zaman bütün bunlar ne demek oluyor? - Do you know what's going on? - No. What's it all about then?

Ancak o zaman onun ne demek istediğini anladım. - Only then did I realize what he meant.

İngilizce - İngilizce

that time teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

me time
Time to oneself; a period spent relaxing on one's own
that time.
then

It will be finished before then.

I know you told me when you'd be coming, but I couldn't get there then. - I know what time you said you would be there, but I wasn't able to be there at that time.

I know what time you told me to be there, but I couldn't get there then. - I know what time you said you would be there, but I wasn't able to be there at that time.

this time
On or near the same date

this time last year.

this time
on this occasion, on this opportunity
that time

    Türkçe nasıl söylenir

    dhıt taym

    Telaffuz

    /ᴛʜət ˈtīm/ /ðət ˈtaɪm/

    Videolar

    ... It was a secret at the time but then, obviously, by the ...
    ... And it was an exciting time as I got to explore a new area. ...