taşlı

listen to the pronunciation of taşlı
Türkçe - İngilizce
jeering
stony
stony, full of stones or stony bits
gemmiferous
rocky
pebbly
broken
taş
stone

Kill two birds with one stone. - Tek bir taşla iki kuş öldür.

Could an almighty god create a stone that he would not be able to subsequently lift? - Yüce Allah sonradan kaldıramayacağı bir taş yaratabildi mi?

taşlı tarla
stony fields
taşlı yüzük
Gemstone ring
taş
rock

Tom knows better than to throw rocks at the other children. - Tom'un diğer çocuklara taş atmayacak kadar aklı var.

Tom threw a rock into the pond. - Tom gölete bir taş attı.

taş
{i} dig

The prisoner of war bore himself with great dignity. - Savaş tutuklusu kendini büyük bir onurla taşıdı.

taş
playing piece, counter (used in a board game such as chess or checkers)
taş
stone, gem (in a piece of jewelry)
taş
{i} flint

The landscape was cold and sharp as flint. - Peyzaj çakmak taşı kadar soğuk ve keskin.

taş
(a) stone; (a) rock
taş
piece

Hang on a minute. There's quite a few black chess pieces over there. - Biraz bekleyin. Orada fazlasıyla siyah satranç taşı var.

taş
(Askeri) rubble stone
taş
precious stone

The diamond is a precious stone. - Elmas kıymetli bir taştır.

Tom analyzed the precious stone at his lab. - Tom Laboratuarda kıymetli taş analizi yaptı.

taş
turbulence
taş
quip
taş
slang money, dough, rocks
taş
bubble over
taş
brim over
taş
{f} bubbling over
taş
{f} flooded

Since Tom's Tavern has started offering a delivery service too, it has been flooded with phone calls. - Tom'un tavernası da bir teslimat hizmeti sunmaya başladığından beri taverna telefon görüşmeleriyle dolup taşıyor.

The market was flooded with foreign goods. - Pazar yabancı mallarla dolup taşıyordu.

taş
(Askeri) rubble
taş
{f} flooding

The periodic flooding of the Nile is very important to Egypt. - Nil'in periyodik taşkınları Mısır için çok önemlidir.

taş
concretion
taş
{f} flood

The market was flooded with foreign goods. - Pazar yabancı mallarla dolup taşıyordu.

The heavy rains caused the river to flood. - Şiddetşi yağmurlar nehrin taşmasına neden oldu.

taş
{f} overflowing

The stadium was overflowing with people. - Stadyum, insanlarla taşıyordu.

He tumbles down all the poor people's chimneys, and fills up the stockings to overflowing. - O bütün fakir insanların bacalarını düşürür ve çorapları taşmasına doldurur.

taş
{f} brim
taş
scale
taş
{f} well over
taş
masonry
taş
{f} overflow

After the heavy rains, the river overflowed its banks. - Sağanak yağışlardan sonra, nehir kendi kıyılarının dışına taştı.

He wasn't exactly overflowing with enthusiasm. - O tam olarak coşku nedeniyle taşan biri değildi.

Taş
(Tıp) lapis
parke taşlı
cobbled
taş
pavement
taş
{i} hit

A typhoon hit Tokyo on Wednesday with strong winds and heavy rains stopping public transportation. - Bir tayfun kuvvetli rüzgarlarla ve toplu taşıma araçlarını durduran şiddetli yağmurlarla çarşamba günü Tokyo'yu vurdu.

A stone hit him on the head. - Kafasına bir taş çarptı.

taş
{i} jeer
taş
{i} gibe
taş
brick
taş
stone, rock, made of stone or rock
taş
stony
taş
brimming
taş
gem; gravel
taş
jibe
taş
lapidary
taş
stone; rock; precious stone; piece, man; allusion, innuendo, dig (at sb); calculus, stone
taş
gibe; allusion
taş
small stones and pebbles; jeer
taş
tile
taş
dig, barbed allusion
taş
innuendo
taş
med. stone, calculus (e.g. kidney stone, gallstone)
taş
fixed but vacant (stare)
taş
(dama) piece
taş
{i} gem

At last, the gem was in his hands. - Sonunda, değerli taş onun ellerindeydi.

Rare gems include aquamarine, amethyst, emerald, quartz and ruby. - Bazı değerli taşlar akuamarin, ametist, zümrüt, kuvars ve yakuttur.

taş
{i} allusion
üç taşlı anıt
trilith
üç taşlı taş devri mezarı
cromlech
Türkçe - Türkçe
İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.): "Yağsız köpüklü ayranlar içmiş, taşlı bulgur pilavı yemişler."- S. F. Abasıyanık. Üzerinde taş bulunan: "İri taşlı tespihinin parmakları arasında arada bir şıkırdaması..."- R. N. Güntekin. Üzerinde süs taşı bulunan
Üzerinde taş bulunan
Üzerinde süs taşı bulunan
İçinde taş olan, taş karışmış olan
Taş
(Osmanlı Dönemi) SİLAM
Taş
(Hukuk) SENG
Taş
(Osmanlı Dönemi) VAKA'
taş
Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz, tariz
taş
Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
taş
Birine dokunsun diye söylenen söz
taş
Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde
taş
Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
taş
Tavla pulu
taş
Alaylı halk şiiri
taş
Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher
taş
Dama, domino gibi oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri
taş
Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça. Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz, tariz
taş
Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli taş
taş
Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme: "Ertesi günü kaldırıp Karacaahmet'e gömdüler, bir taş diken olmadı."- M. Ş. Esendal
taş
Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
taş
Taştan yapılmış, taştan oluşmuş
taş
Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme: "Tophane yukarılarında taştan bir binada oturuyordu."- S. F. Abasıyanık
taş
Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça
taşlı