sahip ol

listen to the pronunciation of sahip ol
Türkçe - İngilizce
had

In the contest he fully displayed what ability he had. - O, yarışmada hangi yeteneğe sahip olduğunu gösterdi.

I've never had such a large sum of money. - Ben hiç bu kadar büyük bir paraya sahip olmadım.

got possession of
have

It must be nice to have friends in high places. - Yüksek yerlerde arkadaşlara sahip olmak güzel olmalı.

If you are going abroad, it's necessary to have a passport. - Eğer yurt dışına gidiyorsanız, bir pasaporta sahip olmak gereklidir.

possess

Honor is the most precious thing we possess. - Onur sahip olduğumuz en değerli şey.

Man is the only animal that possesses language. - İnsan dile sahip olan tek hayvandır.

get possession of
{f} having

I like having plenty to do. - Yapacak çok şeye sahip olmayı severim.

It's not about how much you're worth, but how much they are going to pay for having you. - O, senin ne kadar değerli olduğunla ilgili değil fakat sana sahip oldukları için ne kadar ödeyecekleri ile ilgilidir.

has
{f} possessed
sahip ol